24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

24 Kasım Öğretmenler Günü. Muhtemelen her tarafta Atatürk’ün “Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” cümlesiyle bezenmiş afişler, GSM şirketlerinin öğretmene özel indirimli kampanyaları, hayata geçiremediğimiz öğretmen şiirleri ve bunlar gibi ezber bir sürü etkinlik karşımıza çıkacak. Durumu azıcık kavrayanlar “yahu sadece bu gün değil, diğer günlerde de öğretmenlerimiz için bir şeyler yapalım” diyecek ama nafile ses dalgaları boşlukta salınıp duracak, bir sonraki 24 Kasım’a kadar. Kimse kusura bakmasın ama ortada kutlanacak bir gün yok, gerçekten yok. Yüzlerce sorunu, yüzbinlerce mağduru olan kutsal dediğimiz bir meslek ve neredeyse kimsenin ilgilenmediği “geleceğimizi” emanet ettiğimiz eğitim neferleri. Cümleler güzel ama içerik sıfır. Evet, en çok öğretmenlerin yaşamını kolay hale getirmeliyiz çünkü çocuklarımız, çocukluğumuz onlara emanet. En çok öğretmenlerin yolunu temiz tutmalıyız çünkü o yol geleceğimizin yolu…Tekrar kusura bakmasın kimse, Öğretmenler Günü’nü kutlayacak halde değiliz.

Yukarıdaki fotoğrafın içeriğini bilenler biliyor, bilmeyenler için kısaca hikayesi şöyle; söz verildiği halde ataması yapılmayan öğretmenler için Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le görüşmeye gittim ve büyük haksızlığı anlatmaya çalıştım. Nedir o büyük haksızlık? Bir önceki bakan ve hükümet sözcüsü -ki kendisi de daha önce Milli Eğitim Bakanı’ydı- seçim sathı mahalinde onlarca kez, ağustos 2011′de tek seferde 55.000 atama yapılacağını müjdeliyor, söz veriyorlar. Söz verilen tarihin öncesindeki temmuz ayında KPSS denen sınav var ki bu da apayarı bir garabet sınav, işte bu sınava hazırlanan ve yeterli puanı alanların atanması söz konusu. Gencecik öğretmenler (onlara öğretmen adayı diyenler var, bu da haksızlık) verilen söz üzerine bütün hayatlarını etkileyecek kararlar veriyor ve bulabildikleri maddi imkanlarla sınavda başarılı olmak için kurslara gidiyorlar. Gidemeyenleri hiç söylemiyorum. Zor şartlarda kurs parası ayarlayabilenlerin hikayesi de ayrı bir yazı konusu ya neyse. Temmuz KPSS yapılıyor, herkes beklemede, özellikle yüksek puan alanlar geçici olarak çalıştıkları işlerden ayrılıyor, öyle ya Ağustos’ta 55.000 atama var ve o puanla rahatça atanabilecek…Tabii bu arada ülke genel seçimini yapıyor. Sonuç; Ağustos’ta 11.000 atama yapılıyor o kadar. Sınav yapılmadan önce yaklaşık 29.000 atama şu ya da bu şekilde yapılmış-ki bunun verilen sözle ilgisi yok- , 2011 yılında toplam 40.000 atama yaptık hesabı bile eşitliğin sağına eksi olarak yansıyor. Konuyla ilgisi olmayanların kafasını karıştırmaya yetse de bu hesap da tüm yanlış hesaplar gibi fazla uzağa gidemiyor. Devlet böyle alengirli işler yapmaz, yapmamalı. Hangi yöntemle toplarsan topla, ister abaküsle ister elektronik makineyle, sonuç; sözünü tutmamışsın. Hayatını o söze bağlayan 27  öğretmen intihar ediyor yani artık onlara söz vermeye gerek yok. Sözümüzü tutmamız için katsayı nedir çok merak ediyorum…..

Çiçeği burnunda yeni Milli Eğitim Bakanı’mızın sofrasında bu haklı sorun baş köşeye oturuyor. Ülkenin en önemli sorunu olan eğitimin en tepesinde şimdi hummalı çalışmalar yapılıyor. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Benim gibi konuyla alakalı olmayan, en azından öyle düşünülen bir adamı karşısına alıp saatlerce konuşması beni ümitlendiriyor ama öğretmenlerin ve içinde bulundukları sistemin durumunu anlamaya başladıkça, ne yalan söyleyeyim ruhum daralıyor. Sadece söz verilip ataması yapılmayan değil, bütün öğretmenlerin öyle hayati sorunları var ki yaz yaz bitmez. Bir yerden başlamaya kararlı olmak sadece bugüne dair bir umuttur elbet ama yarın, daha sonrası, daha sonrası? Milli Eğitim Bakanı’mızın kendisine de söylediğim cümleyi tekrarlayayayım ve daha fazla içinizi karartmayayım. Sayın Bakanım lütfen öğretmenlere verilen sözler tutulsun.

24 Kasım Öğretmenler Günü’ne gelince; kendimizi kandırmayalım. Yok ille de moraldir, saygıdır falan deniyorsa tamam….

Öğretmenler Günü kutlu olsun bari…………………………