27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
Bu gün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Her yıl 27 Mart’ta ulusal ve uluslararası olmak üzere iki adet bildiri, sergilenecek oyunlardan önce seyirciye okunur. Uzun yıllardır çok önemsenen bir gelenektir bu. Tıpkı Şehir Tiyatrosu’nda her sezon açılışında, tüm kulislerde tepsi içinde yaktığımız mumlar gibi. Bu yıl ulusal bildiriyi Ali Poyrazoğlu, uluslararası bildiriyi Uganda’lı Jessica A. Kaahwa yazdı. Matine oyunundan önce iki bildiriyi de seyircimizle paylaşacağız ve elele yaşasın Tiyatro diyeceğiz. Bir süre ara verip tekrar en büyük aşkıma kavuştuğum için tanrıya şükrediyor, ustalarımın hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Hepimizin, hepinizin Tiyatro Günü kutlu olsun.
****Merak edenler için iki bildiriyi de ekledim, dilerseniz okuyun.
2011 Uluslararası Dünya Tiyatro Günü Bildirisi: İnsanlık İçin Tiyatroya Dair
(Jessica A. Kaahwa, Uganda)
Tiyatronun toplumu harekete geçirme ve farklılıklar arasında köprü kurma konusunda devasa bir güce sahip olduğu düşüncesi bugün bizi bir arada tutmaktadır.
Barış ve uzlaşma için tiyatronun güçlü bir araç olabileceğini düşündünüz mü hiç? Uluslar dünyada şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgelerde barışı koruma adına muazzam miktarda paralar harcarken taraflar arasında çatışmayı azaltmak ve durdurmak için bir alternatif olarak tiyatroya yok denecek kadar az ilgi gösterilir. Kullanılan araçlar dışarıdan ve görünüşe bakılırsa baskıcı güçlerden geldiğine göre toprak ananın çocukları evrensel barışı nasıl sağlayacak?
Tiyatro bireyin var olan imajını değiştirir; bireye ve dolayısıyla topluma seçenekler dünyasının kapılarını aralar. Böylelikle korku ve kuşkunun pençesindeki insan ruhunun sinsice içine işler. Belirsiz bir geleceği engellediği gibi gündelik gerçeklere de anlam verebilir. Kişilerin konumlarına dair politik çekişmelerini oldukça basit bir biçimde gündemine alabilir. Çünkü tiyatro birleştiricidir. Geçmişte yapılmış hataların üstesinden gelebilecek deneyimleri sahneye koyar.
Ayrıca tiyatro hep birlikte savunduğumuz ve saygısızlık edildiğinde uğrunda savaşmaya hazır olduğumuz fikirleri savunmanın ve geliştirmenin başarısı kanıtlanmış bir yoludur.
Barış içinde bir gelecek düşü için barışçıl yöntemlerle yola düşmeliyiz. Anlamaya, saygı duymaya ve barışla buluşma çabasındaki her insanın katkısını algılamaya çalışmalıyız. Tiyatro barış ve uzlaşma mesajlarımızı daha öteye taşıyabilecek evrensel bir dildir.
Katılımcıları sürece aktif bir biçimde dâhil ederek eski yargılarını yerle bir etmek için bir araya getirir; böylelikle tiyatro sil baştan keşfedilmiş bilgi ve gerçeklik temelinde seçimler yapmak için bireye bir yeniden doğuş şansı verir. Diğer sanat dalları arasında tiyatronun gelişebilmesi için çatışma ve barış gibi kritik konuları ele almalı, gündelik yaşamla bağ kurarak dev adımlar atmalıyız.
Toplumsal değişim ve atılımların izindeki tiyatro savaşın mahvettiği bölgelerde ve müzmin yoksulluk ya da hastalıklardan mustarip halklar arasında varlığını zaten sürdürüyor. Tiyatronun farkındalık yaratmak için halkı harekete geçirebildiği ve savaş sonrası travma mağdurlarına yardımcı olabildiği yerlerde sayıları giderek artan başarı öyküleri var. ‘Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’ gibi ‘insanlar arasında barışı ve arkadaşlığı pekiştirmeyi’ hedefleyen kültürel platformlar çoktan yerini aldı.
Bu yüzden tiyatronun gücünü bildiğimiz halde zamanı geldiğinde sessiz kalmak, silah tutanların ve bomba atanların dünya barışının koruyucusu olmaya soyunmalarına göz yummak gülünçtür.
Yabancılaşmanın araçlarının barış ve uzlaşmanın araçları olması mümkün mü?
Dünya Tiyatro Günü’nde sizi umudu çoğaltmaya ve tiyatroyu iletişim, toplumsal değişim ve atılımlar için evrensel bir araç olarak öne çıkarmaya çağırıyorum.
Birleşmiş Milletler dünyanın dört bir yanında barışı koruma misyonu adı altında silah kullanımı yoluyla muazzam paralar harcıyor, oysa tiyatro daha içten, insani, az masraflı ve çok daha güçlü bir alternatif olarak karşımızda.
Barışı getirmek için tek yol olmayabilir ama yine de tiyatro barışı koruma görevimiz için etkili bir araç olarak kuşkusuz katkı sağlayabilir.
Jessica A. Kaahwa, Uganda
Çeviren: Bilgesu Ataman
……………………………………………………………………………………………………………………………………………..
27 MART 2011 DÜNYA TİYATRO GÜNÜ ULUSAL BİLDİRİSİ
Ali Poyrazoğlu
Bence tiyatro, küçükken annelerimizin -ya da şanslıysak, onlarla yaşayabilmişsek, büyükannelerimizin- ellerimize taktığı yün çilelerine benzer.
Hani “Tak bakayım şunu, sana bir kazak öreyim” derler. Uzatırsın iki elini. Geçiriverirler yün çilesini. Alırlar yünün ucunu, başlarlar sarmaya, top yapmaya. Siz açarsınız onlar sarar, siz açarsınız onlar sarar. Rengârenk yün çileleri top olur, örmeye hazır hale gelir. Kazak olur, kaşkol olur, eldiven olur, yaşamı ısıtır. Tiyatro dediğiniz de böyle bir şeydir işte. Sizi sarar sarmalar, yaşamınızı ısıtır.
Biz oyuncular her akşam geliriz sahnenin üstüne, ellerimize insanla ilgili bin bir düğümü olan rengârenk yün çilelerini takarız, başlarız açmaya. Yünün bir ucunu da sizlere, sahneden aşağıya seyircilere atarız. Onlar da başlarlar sarmaya, top yapmaya. Biz açarız onlar sarar, biz açarız sizler sararsınız sayın izleyiciler, saygıdeğer seyirciler.
Biz açarız çileyi, siz sararsınız. Biz asılırsak da yün kopar, seyirci çok çekerse de. İki taraf da büyük bir dikkatle işini yapar. Oyunun sonunda bizim elimizdeki yün çileleri biter. Yünün ucu sahneden salona kayar…
Ve sevgili seyirciler, çıkar gidersiniz tiyatrodan yüzünüzde çiçek açmış gülücüklerle, zihninizde bin bir renkli yün topçuklarıyla.
Sorarsınız: “Ne kaldı bende oyundan geriye? Ne kaldı bende?”
Oysa bilmezsiniz ki, ya da çok iyi bilirsiniz ki, zihin alır, biriktirir, sıralar, dosyalar, yerleştirir. Üstüne düşünmeye, fikir üretmeye, yorum yapmaya başlar.
İşte tiyatroda da aynı şey olur. Çıkarsınız oyundan zihninizde rengârenk yün topçuklarıyla. Başlarsınız kafanızın içinde çevirmeye. Kah güler, kah hüzünlenir, kah coşup oyunu yeniden yaratmaya koyulur zihin…
Her seyirci oyunu yeniden yazar zihninde. Tiyatro sanatını vazgeçilmez kılan şey, izleyicilerini birer yaratıcı çizgisine yükselten bu büyüde gizli.
Bir gün bir bakarsınız ki, yünün ucunu yakalayıp atmışsınız birine, başlamışsınız anlatmaya; kendi yorumunuzu eklemeye yüne. Karşınızdaki de kapmış yünü, açıp iki elini başlamış yeniden çile yapmaya.
Siz açarsınız o sarar, siz açarsınız onlar sarar.
Tiyatro dediğiniz elden ele, yürekten yüreğe dolaşan yün çilecikleridir. Bir de bakmışsınız tiyatro elden ele.
Bu işin yüzde ellisi sizsiniz, siz seyirciler; yüzde ellisi de biziz, oyuncular. Tiyatronun iki temel öğesi: Oyuncuyla izleyici karşı karşıya gelmeden tiyatro dediğimiz mucize gerçekleşmiyor. İzleyicilerle oyuncular karşı karşıya gelmeden, insan kadar eski, insan üstüne düşünme, insana bakma, eğlenirken insanı ve dünyayı yorumlama, yeniden yaratma eylemi gerçekleşmiyor.
Yani efendim uzun sözün telgrafı, bizler meslektaşız. İyi bir tiyatro seyircisi de tiyatrocudur. Benim meslektaşımdır. Giden, okuyan, izleyen, parasını ayıran, izledikeri üstüne fikir üreten, çağdaş, uygar yaşama gönül vermiş insanlar benim meslektaşlarımdır. İzlediklerini başkalarıyla paylaşan, onların da tiyatroya gitmesini sağlayan sevgili tiyatroseverler, benim meslektaşlarım…
Onlarla birlikte gerçekleştiriyoruz tiyatro denen mucizeyi.
Yıllardır hep sizler bizleri alkışladınız, şimdi de biz sizleri alkışlıyoruz sevgili meslektaşlarımız.
Yaşam boyu birlikte eğlenip, insana ayna tutup, o aynada kendini arama sevincimizin, şenliğinin devam etmesi dileklerimle…






Cem Kardeş’imin ve bu san’ata gönül vermiş tüm tiyatro sanatçılarımızın DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’nü kutluyorum.
Tiyatro,bizim farkında olmamızı,uyanmamızı,hayatı anlamamızı,düşünmemizi sağlıyan,üstelik bunu yüzyüze,nefes nefese,gözgöze yerine getiren ,eski çağlardan günümüze gelişerek gelmiş , olağanüstü bir sanat dalı…Bu işi yapanlar da, olağanüstü yetenek sahibi insanlar.Ali Poyrazoğlu’nun bildirisinde de bahsettiği gibi,biz seyirciler de birer tiyatrocuyuz.Çünkü tiyatronun değerini biliyoruz.İyi bir tiyatro oyununu izledikten sonra,günlerde,hatta aylarca,oyuncuların sesi,kulaklarımızda kalır.Yıllar geçse bile,oyunun adını unutsak bile,en azından bir kaç replik,dekorundan silik te olsa renk demetini anımsarız.
Tiyatro,olağanüstü bir sanat dalıdır.Bu sanatı yapanlar kutlanmaya değerdir.
Sevgi ve saygılar onlara…
27 MART
DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ
Umarım salonlar dolup taşar.
Nice 27 Mart’lara… Sevgiler selamlar.
Ayşe abla, Arslan ağabey; ben de sizlerin tiyatro gününüzü kutluyorum, iyi ki varsınız.
” SANATSIZ KALMIŞ BİR MİLLETİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Kutlu Olsun…
İyi ki varsınız. Allah sizin gibi kaliteli insanları başımızdan eksik etmesin .
Teşekkür ederim Şeyda, siz de iyi ki varsınız….
cem abi tüm tiyatro severlerin tiyatro günü kutlu olsun hepinizi çok seviyorum bu gün oyununuz var umarım bu gün sanş sizinle olur ve salon dolup taşar hepinizi öpüyorum iyi haftalar hepinize kucak dolusu sewgiler
Hem hayat oyuncularının(!),hem sahne oyuncularının Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.Arslan abiye Cem abiye sahne tozu yutacakları nice yıldönümleri diliyorum.Hayal bu ya belki benim yazacağım bir oyunu da oynarlar.Sevgiler selamlar.
Merhaba Hüseyin kardeşim
temennilerine teşekkür ederim.
Yazacağın oyunu seve seve oynarız elbet.
Sevgiler selamlar.
Herkesin Dünya Tiyatrolar Gününü Kutlarım