BEN VE O Oca06

ETİKETLER

BENZER YAZILAR

YAZIYI PAYLAŞ

BEN VE O

Ben ve O

İşte 2000 yılında yayınlanmış bir yazım. Yine fantastik, yine acemice ve yine hikaye tadında. Okurken kolay gele.

BEN VE O

Yağmurlu bir gün ve ben hazırlıksızdım buna. Ama yine de hoşuma gidiyordu ıslanmak, büyük bir keyifle uzattım yolumu. Vitrinlerin birinde takılı kalmışken ıslak bir kadın sesi ile kendime geldim.
“ Bir dakika, o sizsiniz değil mi?”
“Evet” dedim, “biziz”.
“Tamam, şimdi emin oldum. Bu kadar soğuk bir espriyi ancak siz yaparsınız.”
Yağmur gittikçe hızlanıyordu.
“Oysa ben size çok hoşunuza gidecek bir şey söylemek için yanınıza geldim.”
“Nereden biliyorsunuz çok hoşuma gideceğini?”
“Canım ona benzetilmek kimin hoşuna gitmez!”
“Kime benzetilmek?”
“Bilin bakalım kime?”
Yağmur durmaksızın yağıyordu.
“Cem Özer’e?”
“Hayır.”
“Cem Yılmaz’a?”
“Hayıııııır.”
“Cem Davran’a?”
“Aman yapmayın allah aşkına.”
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.
“Cem Boyner’e?”
“Kim ki o?”
“İsmail Cem’e?”
“Mavi gözlü değil.”
“Bülent Ersoy’a?”
“Yok artık, daha neler.”
Yağmur hiç durmayacakmış gibi yağıyordu.
“Hanımefendi, maymun zeka testinde durumu için ne ben uygunum ne de hava durumu. Söylermisiniz kime benziyormuşum ve öğrenince çok hoşuma gidecekmiş.”
“Onun da sinirlenince alnındaki damar böyle şişiyor.”
“Herkesin sinirlenince alnındaki damar şişer. Üstelik şu an ben sinirli değilim.”
“Niye alnınızdaki damar şişti o zaman?”
Yağmur’un durmak gibi bir niyeti yoktu.
“Bakın, beni yolumdan çevirdiniz ve..” Sözümü kesti.
“Ben sizi yolunuzdan çevirmedim. On dakikadır burada durmuş vitrine bakıyordunuz. Ayrıca son kırk dakikadır tanesi on dakikadan toplam dört vitrine baktınız.”
“Siz kırk dakikadır beni takip mi ediyorsunuz?”
“Sizi ben yıllardır takip ediyorum. Ama daha önce böyle vitrin takıklığınız yoktu.”
Yağmur’un sesine bak, aşka davet ediyor.
“Yani hayranımsınız, öylemi?”
“Pek sayılmaz!”
“Ne demek pek sayılmaz? Niye yıllardır beni takip ediyorsunuz öyleyse? Üstelik son zamanlarda vitrin takıklığım da başladı.”
“Ben aslında onun hayranıyım, sizi de ona çok benzetiyorum o yüzden……”
Yağmur yağdı kaç, kaç, kaç.
“O kim hanımefendi, o kim?”
“Bakın gene damar olayı.”
“Damardan başka benzerliğimiz yok mu canım bizim?”
“Gördünüzmü sizde kabul ettiniz.”
“Canım siz de damardan girdiniz ne yapayım.”
“Vücudunuz benziyor.”
Yağmurlu günlerde seviş benimle.
“Benzettiğinize göre ikimizinde vücudunu biliyor olmalısınız.”
“Herhalde biliyorum.”
“Nereden biliyorsunuz canım” derken “allah allah ben mi hatırlamıyorum acaba” şüphesiyle bocalamaya başladım.  “Onunkini nereden biliyorsunuz” diyecekken, ya anlatırsa diye korktum. Sessizliğimi damar şişmesine verip konuyu dağıttı.
“Bir röportajınızda onu beğendiğinizi söylemiştiniz.”
“Beğendiğimi söylemişim, benziyorum dememişimki.”
“Ben de öyle dedim.”
“Ne dediniz?”
“Beğendiğinizi söylemiştiniz dedim.”
Osman Yağmurdereli.
Bende damar mamar kalmamıştı artık. Şeytan gir vitrine  konu mankeni ol dedi, vazgeçtim. Belki de istediği buydu. Belkide beni Engin Koç’a benzetiyordu.
“Hanımefendi size son kez soruyorum. Ben kime benziyorum?”
“Durun bir bakayım. Valla bir yerden çıkaracağım ama.”
“Aaaaaa!”
“Şaka yaptım, şaka. Hani yazının başında siz de yapmıştınız ya. Sizsiniz değil mi deyince, evet, biziz demiştiniz.”
“Anladım, tamam. Şimdi söyleyin bakalım beni kime benzetiyorsunuz? Aslında ona hayransınız da bu yüzden senelerdir beni takip ediyorsunuz. Hani damar olayı, vücut olayı. Söyleyin bakalım kim bu?”
“Robert De Niro.”
It’s raining cats and dogs.
Kıza bir anda kanım ısınmaya başladı.
“ Şunu niye baştan söylemedin güzelim.”
“ İzin vermediniz ki.”
Yağmur durdu. Sırılsıklam olmuştum. Tek çare park yerinden arabayı alıp eve gitmekti. Soğuktan buz tutmuş ellerimle cebimdeki akvaryumda arabanın anahtarını aramaya başladım.Kız haksız sayılmazdı. Şu anahtarı arayışım bile benziyordu De Niro’ya.
“Hay allah nerede bu anahtar” derken, derinde bir yerde cüzdanımı yakaladım. Açtım. Pasaport için çektirdiğim vesikalıklardan birini vitrinin ışığına tuttum.
“ Evet ya. Hayret bir şey. İnsanoğlu çift yaratılırmış meğer.”
“Çok haklıymışsınız. Size boşyere sinirlenmişim. Gerçekten de böyle benzerlik olmaz. Bir insan, bir insana bu kadar mı benzer. Kendimi affettirmek istiyorum. Benimle bir yemek yermisiniz.”
Yağmur yine başladı. Yoldan geçen yaşlıca bir kadın.
“Terbiyesiz. Utanmıyormusun annen yaşındaki kadına.”
Peki, o neredeydi?
Yağmur hızlandı. Koşuşan insanlar. Trafik iyice sıkıştı. Yok, yok, yok. Neden kayboldu böyle? İleride, tam yokuşun başında biri var. Gidiyor. Ardından koştum, kolundan tutup kendime çevirdim.
“Niye kaçıyorsunuz benden?”
“Anlamadım. Kolumu bırakırmısınız lutfen.”
“Özür dilerim, birine benzettim de.”
“Bir dakika. Siz o değilmisiniz?”
“Evet.O’yum. Robert De Nıro.”

05.MART2000                                 CEM DAVRAN