HANDE Şub01

ETİKETLER

BENZER YAZILAR

YAZIYI PAYLAŞ

HANDE

hande

Geçmişte kaleme aldığım fantastik portre hikayeler çok ilgi çekti farkındaysanız.  Sandıktan bir tane daha çıkardım sizin için.  O yıllarda bir derginin talebi üzerine yazılmış ve yayınlanmış bir yazı. Tekrar hatırlatıyorum; bunlar gerçek insan hikayelerinin benim gözümden ve yüreğimden çıkan kurguyla resimlenmesidir.

HANDE

Yıl 1973. Devrim şarkıları olabildiğince yüksek söylenirken dünyada, bir bebek doğar burnumuzun dibinde. İri simsiyah gözlü bir kız çocuğu kendi kaderini başlatır, yönetmenin motor komutunu beklemeden.
İnsanı sarsan bir dönem yaşanmaktadır ve tarih kitapları ileride bu günleri magazinel bir dille yazacaktır.
Karaoğlan “Ayşe tatile çıksın” dediğinde bir yaşında olan Hande, yıllar sonra şöhretin EOKA’sına ilk isyanını haykırdı, bir tuvalet penceresinden hem de.
Belki çocukluğu engel oluyordu hak ettiklerini yaşamasına belki de yaşadıkları ulaşamıyordu çocukluğuna.
Haşarı, hareketli bir genç kız Hande.
Konservatuar tiyatro bölümü bir çırpıda kapıverir onu çünkü oyunculuk ışığı yanıp yanıp sönmektedir gözlerinde. Yıldız Hanım belli ki kendi gençliğine benzetmektedir ve yeteri kadar önemsemektedir onu. Ama bir şeyi unutur hocaların hocası. Hande artık mum kokulu bir kadındır. Göğüslerini gere gere programdan programa röportajdan röportaja dolaşmaktadır, ilk ve tek profesyonel oyunu Nalınlar’daki rolünü çoktan unutmuştur ve hatırlamaya da niyeti yoktur.
Ünlü sinema oyuncusu Fikret’in sevgilisi sempatik kız artık geri dönemeyeceği bir yola girmiştir.
Bir kaç sene içinde bir abaküs yardımıyla sayılacak kadar estetik müdahale yaptırır kendine. Nasıl bir yaşam için ve niye? Böyle sorularla Küçük Hande’yi bunaltan rol arkadaşı Cem, ayrıcalıklı bir yer bulur kendine nü resmin sağ alt köşesinde.
Önü sonu show dünyasıdır işte.
Hande oyunu kuralına göre oynar ve kazanır annesinin deyimiyle. Cem’e göre durum biraz daha farklıdır. Oyunun kuralı kuralsızlıktır ve Hande kuralsızlığa boyun eğmeyecek kadar yeteneklidir.
Televizyon dünyasının sempatik ruhu playboyların boy hedefidir ama o hep yüreğinin götürdüğü yere gider. Hiperaktivite, kontrol edilemez enerji, yerinde duramayan duygular, yalnızlık senfonisi baş ucu kitapları olur Hande’nin.
Evet yalnızdır aslında hem de koca koca kalabalıkların içinde. Haftasonu dergilerinin envanterine girer tanındıktan kısa bir süre sonra, bir daha da zor çıkar.
Yıl 1980. Askeri darbe “yakın tarihimiz” filminde baş rolü kapar, yedi yaşındaki Hande “amca size baba diyebilirmiyim” dizisinin küçük yıldızı olur. Karşısına çıkan erkekler sahip çıkmalıdır ona, koruyup kollamalıdır. Bu basit masumiyeti anlayamaz bir çoğu.
Çeliştiği ve bir yandan da geliştiği yer film setleridir. Özellikle Ruhsar dizisinin ayrı bir yeri vardır hayatında. Tam dörtbuçuk yıl küçük bir tiyatrocu gurubu ile deneye yanıla yol alır. Orada büyütür içindeki çocuk Hande’yi.
Toyluk ve içtenlik konusunda zirvede olduğu bir dönemde hedefi belli bir soru sorulur Hande’ye kameralar önünde.
“Lüks içinde yaşıyorsunuz, Jaguar’lar, şaşaalı bir yaşam..Erkekler sayesinde olduğu söyleniyor, ne diyorsunuz.”
Hande kızmıştır bu soruya. İlk taşı günahsız olan atsın denince kimsenin taşa el süremeyeceği kesindir ama bu soruya muhatap olacak kadar günahkar da değildir.
“Evet Jaguar’ım var, rahat yaşıyorum ama kimsenin parasına puluna ihtiyacım yok benim. Gece gündüz çalışıyorum, ayda kırk milyar kazanıyorum.”
Defterdarlık beyan kabul eder bu sözleri ve incelemeye başlar Hande’nin mali portesini. Faturalar, vergiler anlamadığı konulardır ve dostlarına itibar etmiştir para konusunda.
Neredeyse sıfırdan başlar. Uzun süre kazancının çoğuyla vergi borçlarını öder. Hesaptan kitaptan anlamayan Hande, kaderine nispet yaparcasına İki Kere Kiki isimli programa başlar. Program beğenilir tutar, AGB tarafından önemsenir ama Hande hala İki Kere Kiki’nin kaç ettiğini bilmemektedir.
Magazinel söyleyişle, son zamanlarda yepyeni bir aşka yelken açan güzel kızımız herkes gibi mutluluğu aramaktadır. Bulduğunda ne yapacağı ise belli değildir. O kadar telaşlı ve can havliyle armaktadır ki mutluluğu, bulduğunda mundar etmesinden korkulur.
Çocuk seven, çocuk doğurmak isteyen bir kadındır. Bir ara denemiş fakat başarısız olmuştur.
Şarkı söylemeyi seven iyi de söyleyebilen Hande, kaset çıkarmak konusunda sürekli direkten dönmektedir. Bir gün doksana takılırsa kimse şaşırmasın. Bütün müzik türleri keyif verir ona. Hande’nin top on listesinde bir numara kimsenin tahmin edemeyeceği bir şarkıdır. “Eller kadir kıymet bilmiyor anne. Senin kadar kimse sevmiyor anne.”
Yıl 2002. Ülke okyanusta yalpalayan virane bir tekne gibidir ve Bursa’lı küçük kızımız çoktan açık denizlere yol almıştır bile.
O da yaşadığı yer gibi kendi ekonomik krizlerini, darbelerini, istikrarsızlıklarını yaşamış, kendi tarihini kendi yazmıştır. Küçük Hande artık doludizgin koşmaktadır sonsuzluğa ve sonsuzluk belki de kendi ruhunda saklıdır.

CEM DAVRAN                                        18 ŞUBAT 2002