ALEVLİ GÜNLER

Yazan: Cem Davran Tarih: 1.02.2010,Pazartesi

Alevli Günler

Bir süredir çalışıyoruz Alevli Günler oyununu. İstanbul Halk Tiyatrosu olarak bu pazar günü siftah yapacağız kısmetse. Irmak Bahçeci yazdı, Yıldıray Şahinler yönetti, Barış Dinçel sahne tasarımını gerçekleştirdi, afişte gördüğünüz kadro da oynuyor. Özel tiyatro yapmanın zorluklarını aşarak, genç bir yazarın eserini hayata katmaya çalışıyoruz. Bu sezon mümkün olduğu kadar oynayıp, önümüzdeki sezon da devam edeceğiz. Şimdiden yolumuz açık olsun bari. İşte belli olan oyun günleri;

07 ŞUBAT               MUAMMER KARACA TİYATROSU     SAAT  20.30

12 ŞUBAT                AKATLAR KÜLTÜR MERKEZİ              SAAT  20.30

5-12-19 MART      YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ       SAAT 20.30



İYİ HAFTALAR (41)

Yazan: Cem Davran Tarih: 31.01.2010,Pazar

çengelköy

Şu anda İstanbul gördüğünüz gibi. Çengelköy’den bakınca durum budur yani. Kar, soğuk gitti, ılık bir hava geldi. Boğaziçi Köprüsü’nün eşliğinde, hafif sisli bir havada, çaktırmadan güneş batarken, bendeniz kalamar yiyordum üzerinize afiyet. Küçük balıkçı tekneleri, akşamdan kalma gibi ağır ağır sallanırken, Orhan Veli kıvamında, “ya o Mualla’yı sandala atıp” diye başlamışken, bir duble rakımı da önüme koydum ve aynen şöyle dedim; “Yaşasın Hayat”. Aradığınız ama bulamadığınız tüm mutluluklara bir avazda ulaşmanız dileğiyle, iyi haftalar dostlar, iyi haftalar……………..



ŞEHİR TİYATROSU

Yazan: Cem Davran Tarih: 30.01.2010,Cumartesi

Dram Tiyatrosu Aynaroz Kadısı

Şehir Tiyatrosu başlığıyla başka bir yazı var aslında sizlerle paylaşmak istediğim ama bir türlü yayımlayamadım. Belki de zamanını bekliyordur. Yukarıdaki ilk fotoğraf Tepebaşı Dram Tiyatrosu, ikinci fotoğraf ise Aynaroz Kadısı ekibi. Ortada Vasfi bey, etrafında teknik kadro ve oyuncular. Geçen yıl bu oyundan bir fotoğrafı sizlerle paylaşmış ve sahnedekilerden epeyce kayıp yaşadığımızı söylemiştim. Geçen hafta aynı kadrodan Saltuk Kaplangı ve bu gün yine aynı oyundan Özen Tutucu’yu yitirdik. Her seferinde bir daha sitede bu tür şeyler yazmayacağım diyorum ama hayat öyle bir zorluyor ki vazgeçiyorum. Önümüzdeki sezon bir aksilik olmazsa doğup büyüdüğüm tiyatromda bir oyunda görev alacağım. Yukarıdaki oyun fotoğrafında, önde takma bıyığıyla oynayan tıfıl aktör benim. Kadronun yarısı hayatta değil. Şimdi gel de ruhun karışmasın. İlk fotoğrafta gördüğünüz güzelim tiyatro kırk yıl önce yandı. Yerine yapılan Deneme Sahnesi’nde senelerce oynadık. Sonra yerine kazulet bir bina yapıldı, içinde tiyatro falan yok, TRT stüdyosu olarak kullanılıyor. Bir iki yıldır Kıraç ailesi eski tiyatronun aynısını yapmaya çalışıyor bildiğim kadarıyla, umarım başarılı olurlar. Bunları neden yazdım biliyor musunuz? Unutulacak diye korkuyorum. Her şey o kadar başka bir düzlemde ilerliyor ki endişe ediyorum. Bu ülkede ne kadar gelenek varsa yitip gidiyor. Dilim, gücüm yettiğince önemli saydıklarımı her yerde söylüyorum ama dinleyen yok. Bari kendi sitemde yazayım diyorum. Şehir Tiyatrosu ve geleneği bu ülkenin en önemli damarlarındandır. İnsanlarla elbet bir gün vedalaşacağız ama bizi sonsuzluğa uğurlayacak yapılara, geleneklere sonuna kadar sahip çıkmalıyız. İşte size onlardan bir tanesi. İstanbul Şehir Tiyatrosu. Kimler geldi geçti, geçecek ama bu kurum hep var olmalı. Fotoğrafların üzerini tıklayıp daha yakından bakabilirsiniz. Bunu yaparsanız eğer, bilgisayarınızın ekranında daha büyük bir fotoğraf görünecek. Emin olun şu kardeşiniz o büyüyen fotoğrafın bir köşesinde tiyatro şarkıları söylüyor olacak. Hepinize, hepimize Şehir Tiyatro’lu günler diliyorum.



İYİ HAFTALAR (40)

Yazan: Cem Davran Tarih: 24.01.2010,Pazar

kar

İstanbul kar’a teslim oldu. Haber bülteni cümlesiyle durum aynen böyle. Aslında geçmiş yıllarda yağan kardan çok daha azı yağdı. Yedi tepe üzerine kurulu şehirde her taraf yokuş ve ısı sıfırın altına indiği zaman bu dik yokuşlar sorun oluyor. Dün İstanbul’un en önemli merkezlerinden birine, Beşiktaş’a inen Yıldız Yokuşu’nda arabalar buz üstünde kayarak sağa sola savruldular. Bendeniz de oralardaydım. Şehrin göbeğinde basbayağı slalom yaptık. Arabanın içinde kendi kendime aynen şöyle dedim. “Tanrım bizi sürekli imtihan ediyorsun ve biz sürekli sınıfta kalıyoruz.” Yetkililerin elinden geleni yaptığına ve iyi niyetli olduğuna eminim. Onlar da sıkıntı içine giriyorlar görüyorum. Galiba bizim yaşam ufkumuz dar, öngörülerimiz sınırlı. Bu, aman dışarı çıkmayınla olacak şey değil. Dışarı çıkmalı, karda dolanmalı, bu güzel şehrin bembeyaz halinin keyfini yaşamalı, tüm stratejileri böyle planlamalı bence. Uzatmayayım, İstanbul’u karlar altında görmelisiniz, harikulade…..Yeni bir hafta daha başlıyor. Kardan adam masumiyetinde, bembeyaz bir hafta olur umarım. Rüzgarla, fırtınayla, yağmurla, karla ve tabii kocaman bir umutla iyi haftalar dostlar, iyi haftalar….



İYİ HAFTALAR (39)

Yazan: Cem Davran Tarih: 17.01.2010,Pazar

Kültür Başkenti

Dün resmen başladı organizasyonlar. Tüm sene boyunca bütün Avrupa, kültür başkentlerine ziyarette bulunacak, çok kültürlü bir kıta olmanın keyfini çıkaracak. İstanbul olmadan Avrupa kültüründen bahsetmenin imkansızlığı ortada. Vandalca davranmamıza, bu tarih hazinesini estetik yoksunu eller marifetiyle telef etmemize rağmen  hala bir ümit var sanki. Dün Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu açıldı. Ben ilk defa Haliç Kongre Merkezi’ ni gördüm, çok güzel. İstanbul’a böyle bir kaç tane daha kongre merkezi gerekli. Tabii ki onlarca tiyatro salonuna ihtiyaç var. Avrupa Kültür Başkenti’ nde ciddi bir sanat yatırımı yapılmalı. Yine de içimde bir umut var. Sanki kendi Ortaçağ’ ımızı yaşadık ve bitti gibi. İlber Ortaylı hocayla konuştum, şimdi ne yapmalı hocam dedim. Önce bütün gecekondu benzeri yapıları yıkmalı dedi. Başka şeylerde söyledi ama özeti şu; adam üstada sormuş, bu taştan fil heykeli nasıl yaparım diye, file benzemeyen yerlerini at demiş üstat. Bizim de galiba elimizdeki manzaradan İstanbul’ a benzemeyen yerleri atmamız gerekecek. Kim, nasıl yapacak bilmem ama şart. Madem biz bozduk, biz düzelteceğiz. Hepinize İstanbul kadar güzel bir hafta diliyorum. İyi haftalar dostlar, iyi haftalar………..