
EYLÜL
Yazan: Cem Davran Tarih: 2.09.2010,PerşembeGenelde pek hoşlanılmaz Eylül’ün gelişinden. İyi şeylerle anılmaz bu masum ay. Tatiller biter, sonbahar gelir, karmaşık ve zor bir hayata dönüş hissi verir insanlara. Trajik olayları zaten hepimiz biliyoruz. 6-7 Eylül olayları, 11 Eylül saldırısı, 12 Eylül darbesi vb. Oysa ben çok severim Eylül’ü. Gelişini dört gözle beklerim. Kimilerine göre senenin sonuna yaklaştığımızın işaretidir, bana göre yepyeni bir dönemin başlangıcı. Zaten birşeylere başlamak için sonbahar mükemmel bir dönemdir. Şunca yıllık hayatımda benim için hep iyi şeylere gebe olmuştur Eylül. Yukarıda New York saldırısının fotoğrafını görüyorsunuz. Bence insanoğlunun şiddet duygusunun vardığı en üst noktalardan biridir ve bu inanılmaz saldırı pırıl pırıl bir Eylül sabahı gerçekleştirilmiştir. On gün öncesi yani 1 Eylül, Dünya Barış günü ilan edilmiş ve belki de benim gibi düşünenler Eylül ayının üzerindeki bu negatif yükü kaldırmak istemişlerdir. Tabii işin doğrusu, 1Eylül 1939 tarihinde Alman birlikleri Polonya’ya saldırarak dünya tarihinin en kanlı savaşlarından birini başlatır. Şimdilerde Dünya Barış Günü olarak kutlanan bu tarih, 1. Dünya Savaşı’nın başladığı gündür. O yıllarda henüz diğer Eylül faciaları tarihe geçmemiştir ve her şeye rağmen insanlık daha dirençlidir. Örnekler saymakla bitmez aslında. Benim moralim yerinde bu Eylül’de. Temennim, sizin de öyle olsun. Barış dolu, sevgi dolu, her bir gününü hasretle anacağımız bir ay olsun. Gelin Eylül’e bir şans verelim. Göreceksiniz bizi yanıltmayacak……………..
Yorumlar (8)30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
Yazan: Cem Davran Tarih: 30.08.2010,PazartesiZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN……………………………….
FAZIL SAY
Yazan: Cem Davran Tarih: 25.08.2010,ÇarşambaSOYLU BİR TOPRAĞIN DÜNYADAKİ IŞIĞI………….FAZIL SAY…………
Bir yandan Mozart Piano Sonatas albümünü dinliyorum bir yandan da düşünüyorum. Dehanın mutlaka zekayla birlikte varolduğunu kanıtlamaya gerek yok aslında. Yine de insanın kafası karışıyor. Uzun, meşakkatli bir yaşam yolculuğu, kendini de yenen bir cesaret ve sadelik. Henüz kırk yaşına adım atmak üzere olan Fazıl Say tartışmasız bu toprakların en büyük yeteneği. Kariyeri ve dünyanın ona bakışı hakkında bir şeyler söylemek gibi bir aymazlığa düşmeyeceğim ama iki laf etmezsem de kendimi böcek gibi hissedeceğim. Bilmiyorum son dönem konuşulanları takip edebildiniz mi? Sanatsal, siyasal bir çok konu hakkında hissettiklerini paylaşıyor üçüncü şahıslarla ve ekliyor “söylediklerim kişisel değil, kavramsal”. Derin bir analiz yeteneği, absolut bir kulağı ve tüm dünyayı sarabilecek bir kalbi var. Antonio Salieri çok önemli bir müzik adamı olmasına rağmen Wolfgang Amadeus Mozart’ın dehası, zekası ve çılgın ruhu yüzünden tanrıya yakarır; “böyle bir çocuğa bu yeteneği vermek haksızlık”. Salieri de kabul eder ki bu tanrısal bir durumdur. Çoğumuz yüzyılda bir çıkma ihtimali bile zor olan bu dahilerden, hepimiz gibi olmasını bekleriz. Hepimiz gibi normal, hepimiz kadar cesaretli, hepimiz kadar korkak ve hepimiz kadar bu güne ait. Oysa insanlık tarihi reddeder bu saçmalığı. İşte Fazıl Say bana göre bu soylu toprağın dünyadaki en parlak ışığıdır. Onunla aynı kimliği taşımaktan onur duyuyorum. Sizlerle paylaşmak ve tarihe kendim kadar küçük bir not düşmek istedim.
ÇIRAK……
İYİ HAFTALAR (55)
Yazan: Cem Davran Tarih: 22.08.2010,PazarNe oluyor böyle anlaşılır gibi değil. Koca koca adamlar saçma sapan meydan konuşmalarıyla kendi karikatürlerini kendileri çiziyor. Bir referandum muhabbetidir gidiyor. Soydan soptan girdiler, boydan postan çıktılar. Destekçiler her dakika televizyonlarda. Ünlü bilmem kim evet diyormuş, ünlü bilmem kim hayır diyormuş, twitlerden başlıklar, duma duma dum tekerlemeleri, hayret birader, hayret. Biraz zeka pırıltısı, biraz mizah duygusu ihsan eyle yarabbi. Bu ne yahu! Bırak bu işleri, devlet su işleri tadında gelişmeler. Top yan ağlarda ben ağlamaz mıyım? Cenaze namazını kim kılsın, Jack Nicholson. En güzel sarı yasa tasarısı…..Cidden el insaf. Bir halk referanduma böyle mi gider? Gerginiz, gergin. Naturamızda var. Konu ciddiyse biz de ciddileşiyoruz. Kardeşim konu ciddi-gayrıciddi farketmez, siz şu işi güle oynaya halledemez misiniz? Kendi oyunum diye söylemiyorum, izleyenler bilir. Tiyatro’da bir oyun oynuyoruz, kağıt üstünde okusanız dudağınız uçuklar, bu konu sahneye nasıl taşınır diye. Gayet basit, güler yüzle taşınır. En keskin konuları bile yürekten gülümseyerek badem şekeri haline getirebiliriz. Bakın yeni bir hafta başlıyor, son kez söylüyorum, kafamın tasını attırmayın, sinirlendirmeyin beni, gaza getirmeyin uleeeeeeeen………
Sakinleşelim kardeşim, sakinleşelim. Sevelim, sevilelim. Kocaman öpüyorum hepinizi, iyi haftalar, iyi haftalar……..
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
Yazan: Cem Davran Tarih: 14.08.2010,CumartesiBakar mısınız Yapı ve Kredi Bankası’nın yıllar önceki reklam afişine. “Dünyanın büyük müesseselerinde kullanılan, Kompüter Elektronik Beyin makineleri ile çalışıyor” diye ilan verilmiş. Eski bilgisayar dosyalarımda tesadüfen buldum. Tarih, kaynak bilmiyorum ama o günleri çok net hatırlıyorum. Yetmişli yıllar, çok daha az nüfusu olan, daha az gelişmiş, daha mutlu bir toplumduk. Eskiye özlem duygusallığını bir yana bırakarak söylüyorum, gerçekten çok daha anlamlı bir aileydik. Özellikleri olan, paylaşabilen, az ile çok arasında bocalamayan, elleri daha temiz insanlardan ibarettik. Aşağı yukarı kırk yılı bulur söylediklerim. Ne olduysa oldu, biz büyüdük ve dünya kirlendi. Dışarıdan, içeriden birileri belki de Taksim Sular İdaresi’nin oradan ateş edenler şaşkına çevirdiler hepimizi. Koskoca bir toplum masumiyetini yitirdi bence. Yıllar önceye ait bir reklam afişi beni acaip yerlere sürükledi. Bilmem sizin de aynı duygulara kapıldığınız oluyor mu? Daha fazla dillendirmek istemiyorum aslında. Kompüter’imin başında wireless internet’e bağlanmışken, external harddisc’ten binlerce şarkıyı dinliyor ve aynı zamanda arama motorları marifetiyle geçmişime bakınıyorken, sözü uzatmak manalı değil biliyorum. Bu gün futbol ligi başlıyor, nasıl olsa şöyle bir maçlara bakar herşeyi unuturuz. Ne demişler Futbol, Fiesta, Fado. Üç F formülü. Hepimize güzel yarınlar diliyorum efendim çünkü ihtiyacımız var……..







