<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/Index.php?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Sep 2010 22:29:03 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>EYLÜL</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2116</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2116#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:29:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2116</guid>
		<description><![CDATA[
Genelde pek hoşlanılmaz Eylül&#8217;ün gelişinden. İyi şeylerle anılmaz bu masum ay. Tatiller biter, sonbahar gelir, karmaşık ve zor  bir hayata dönüş hissi verir insanlara. Trajik olayları zaten hepimiz biliyoruz. 6-7 Eylül olayları, 11 Eylül saldırısı, 12 Eylül darbesi vb. Oysa ben çok severim Eylül&#8217;ü. Gelişini dört gözle beklerim. Kimilerine göre senenin sonuna yaklaştığımızın işaretidir, bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/09/New-York.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2117" title="New York" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/09/New-York.jpg" alt="" width="300" height="354" /></a></p>
<p>Genelde pek hoşlanılmaz Eylül&#8217;ün gelişinden. İyi şeylerle anılmaz bu masum ay. Tatiller biter, sonbahar gelir, karmaşık ve zor  bir hayata dönüş hissi verir insanlara. Trajik olayları zaten hepimiz biliyoruz. 6-7 Eylül olayları, 11 Eylül saldırısı, 12 Eylül darbesi vb. Oysa ben çok severim Eylül&#8217;ü. Gelişini dört gözle beklerim. Kimilerine göre senenin sonuna yaklaştığımızın işaretidir, bana göre yepyeni bir dönemin başlangıcı. Zaten birşeylere başlamak için sonbahar mükemmel bir dönemdir. Şunca yıllık hayatımda benim için hep iyi şeylere gebe olmuştur Eylül. Yukarıda New York saldırısının fotoğrafını görüyorsunuz. Bence insanoğlunun şiddet duygusunun vardığı en üst noktalardan biridir ve bu inanılmaz saldırı pırıl pırıl bir Eylül sabahı gerçekleştirilmiştir. On gün öncesi yani 1 Eylül, Dünya Barış günü ilan edilmiş ve belki de benim gibi düşünenler Eylül ayının üzerindeki bu negatif yükü kaldırmak istemişlerdir. Tabii işin doğrusu, 1Eylül 1939 tarihinde Alman birlikleri Polonya&#8217;ya saldırarak dünya tarihinin en kanlı savaşlarından birini başlatır. Şimdilerde Dünya Barış Günü olarak kutlanan bu tarih, 1. Dünya Savaşı&#8217;nın başladığı gündür. O yıllarda henüz diğer Eylül faciaları tarihe geçmemiştir ve her şeye rağmen insanlık daha dirençlidir. Örnekler saymakla bitmez aslında. Benim moralim yerinde bu Eylül&#8217;de. Temennim, sizin de öyle olsun. Barış dolu, sevgi dolu, her bir gününü hasretle anacağımız bir ay olsun. Gelin Eylül&#8217;e bir şans verelim. Göreceksiniz bizi yanıltmayacak&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2116</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2114</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2114#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 14:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2114</guid>
		<description><![CDATA[
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2009/10/Bayrak.png"><img class="alignnone size-medium wp-image-1647" title="Bayrak" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2009/10/Bayrak-300x200.png" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong>ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2114</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FAZIL SAY</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2112</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2112#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 10:38:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2112</guid>
		<description><![CDATA[
 SOYLU BİR TOPRAĞIN DÜNYADAKİ IŞIĞI&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.FAZIL SAY&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;
Bir yandan Mozart Piano Sonatas albümünü dinliyorum bir yandan da düşünüyorum. Dehanın mutlaka zekayla birlikte varolduğunu kanıtlamaya gerek yok aslında. Yine de insanın kafası karışıyor. Uzun, meşakkatli bir yaşam yolculuğu, kendini de yenen bir cesaret ve sadelik. Henüz kırk yaşına adım atmak üzere olan Fazıl Say tartışmasız bu toprakların en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/19.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2111" title="Fazıl Say" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/19.jpg" alt="" width="394" height="257" /></a></p>
<p> <strong>SOYLU BİR TOPRAĞIN DÜNYADAKİ IŞIĞI&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.FAZIL SAY&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</strong></p>
<p>Bir yandan Mozart Piano Sonatas albümünü dinliyorum bir yandan da düşünüyorum. Dehanın mutlaka zekayla birlikte varolduğunu kanıtlamaya gerek yok aslında. Yine de insanın kafası karışıyor. Uzun, meşakkatli bir yaşam yolculuğu, kendini de yenen bir cesaret ve sadelik. Henüz kırk yaşına adım atmak üzere olan Fazıl Say tartışmasız bu toprakların en büyük yeteneği. Kariyeri ve dünyanın ona bakışı hakkında bir şeyler söylemek gibi bir aymazlığa düşmeyeceğim ama iki laf etmezsem de kendimi böcek gibi hissedeceğim. Bilmiyorum son dönem konuşulanları takip edebildiniz mi? Sanatsal, siyasal bir çok konu hakkında hissettiklerini paylaşıyor üçüncü şahıslarla ve ekliyor &#8220;söylediklerim kişisel değil, kavramsal&#8221;.  Derin bir analiz yeteneği, absolut bir kulağı ve tüm dünyayı sarabilecek bir kalbi var. Antonio Salieri çok önemli bir müzik adamı olmasına rağmen Wolfgang Amadeus Mozart&#8217;ın dehası, zekası ve çılgın ruhu yüzünden tanrıya yakarır; &#8220;böyle bir çocuğa bu yeteneği vermek haksızlık&#8221;. Salieri de kabul eder ki bu tanrısal bir durumdur. Çoğumuz yüzyılda bir çıkma ihtimali bile zor olan bu dahilerden, hepimiz gibi olmasını bekleriz. Hepimiz gibi normal, hepimiz kadar cesaretli, hepimiz kadar korkak ve hepimiz kadar bu güne ait. Oysa insanlık tarihi reddeder bu saçmalığı. İşte Fazıl Say bana göre bu soylu toprağın dünyadaki en parlak ışığıdır. Onunla aynı kimliği taşımaktan onur duyuyorum. Sizlerle paylaşmak ve tarihe kendim kadar küçük bir not düşmek istedim.</p>
<p>ÇIRAK&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2112</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İYİ HAFTALAR (55)</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2108</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2108#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 17:18:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2108</guid>
		<description><![CDATA[
Ne oluyor böyle anlaşılır gibi değil. Koca koca adamlar saçma sapan meydan konuşmalarıyla kendi karikatürlerini kendileri çiziyor. Bir referandum muhabbetidir gidiyor. Soydan soptan girdiler, boydan postan çıktılar. Destekçiler her dakika televizyonlarda. Ünlü bilmem kim evet diyormuş, ünlü bilmem kim hayır diyormuş, twitlerden başlıklar,  duma duma dum tekerlemeleri, hayret birader, hayret. Biraz zeka pırıltısı, biraz mizah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Cem1.jpg-1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2109" title="karikatür" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Cem1.jpg-1.jpg" alt="" width="262" height="379" /></a></p>
<p>Ne oluyor böyle anlaşılır gibi değil. Koca koca adamlar saçma sapan meydan konuşmalarıyla kendi karikatürlerini kendileri çiziyor. Bir referandum muhabbetidir gidiyor. Soydan soptan girdiler, boydan postan çıktılar. Destekçiler her dakika televizyonlarda. Ünlü bilmem kim evet diyormuş, ünlü bilmem kim hayır diyormuş, twitlerden başlıklar,  duma duma dum tekerlemeleri, hayret birader, hayret. Biraz zeka pırıltısı, biraz mizah duygusu ihsan eyle yarabbi. Bu ne yahu! Bırak bu işleri, devlet su işleri tadında gelişmeler. Top yan ağlarda ben ağlamaz mıyım? Cenaze namazını kim kılsın, Jack Nicholson. En güzel sarı yasa tasarısı&#8230;..Cidden el insaf. Bir halk referanduma böyle mi gider? Gerginiz, gergin. Naturamızda var. Konu ciddiyse biz de ciddileşiyoruz. Kardeşim konu ciddi-gayrıciddi farketmez, siz şu işi güle oynaya halledemez misiniz? Kendi oyunum diye söylemiyorum, izleyenler bilir. Tiyatro&#8217;da bir oyun oynuyoruz, kağıt üstünde okusanız dudağınız uçuklar, bu konu sahneye nasıl taşınır diye. Gayet basit, güler yüzle taşınır. En keskin konuları bile yürekten gülümseyerek badem şekeri haline getirebiliriz. Bakın yeni bir hafta başlıyor, son kez söylüyorum, kafamın tasını attırmayın, sinirlendirmeyin beni, gaza getirmeyin uleeeeeeeen&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p>Sakinleşelim kardeşim, sakinleşelim. Sevelim, sevilelim. Kocaman öpüyorum hepinizi, iyi haftalar, iyi haftalar&#8230;&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2108</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>% 100 İSTANBUL</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2098</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2098#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 13:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[DUYURULAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2098</guid>
		<description><![CDATA[
Erk Acarer&#8217;in % 100 İstanbul isimli kitabı yeni elime geçti ve bir çırpıda okudum. Tarih, mekan ve sırlar alt başlığıyla yayımlanan kitap son derece akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Hatta benim sevdiğim tarz olan, yaşananları hikaye tadında anlatmak konusunda son derece başarılı. Yakın ve uzak tarihi kendi yorumlarıyla da bütünleyen genç yazarı yürekten kutluyor ve hepinize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/297512istb.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2099" title="% 100 İstanbul" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/297512istb.jpg" alt="" width="200" height="311" /></a></p>
<p>Erk Acarer&#8217;in % 100 İstanbul isimli kitabı yeni elime geçti ve bir çırpıda okudum. Tarih, mekan ve sırlar alt başlığıyla yayımlanan kitap son derece akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış. Hatta benim sevdiğim tarz olan, yaşananları hikaye tadında anlatmak konusunda son derece başarılı. Yakın ve uzak tarihi kendi yorumlarıyla da bütünleyen genç yazarı yürekten kutluyor ve hepinize okumanızı tavsiye ediyorum&#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2098</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2092</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2092#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 14:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2092</guid>
		<description><![CDATA[
Bakar mısınız Yapı ve Kredi Bankası&#8217;nın yıllar önceki reklam afişine. &#8220;Dünyanın büyük müesseselerinde kullanılan, Kompüter Elektronik Beyin makineleri ile çalışıyor&#8221; diye ilan verilmiş. Eski bilgisayar dosyalarımda tesadüfen buldum. Tarih, kaynak bilmiyorum ama o günleri çok net hatırlıyorum. Yetmişli yıllar, çok daha az nüfusu olan, daha az gelişmiş, daha mutlu bir toplumduk. Eskiye özlem duygusallığını bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/ilan.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2093" title="Yapı ve Kredi Bankası" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/ilan-218x300.jpg" alt="" width="218" height="300" /></a></p>
<p>Bakar mısınız Yapı ve Kredi Bankası&#8217;nın yıllar önceki reklam afişine. &#8220;Dünyanın büyük müesseselerinde kullanılan, Kompüter Elektronik Beyin makineleri ile çalışıyor&#8221; diye ilan verilmiş. Eski bilgisayar dosyalarımda tesadüfen buldum. Tarih, kaynak bilmiyorum ama o günleri çok net hatırlıyorum. Yetmişli yıllar, çok daha az nüfusu olan, daha az gelişmiş, daha mutlu bir toplumduk. Eskiye özlem duygusallığını bir yana bırakarak söylüyorum, gerçekten çok daha anlamlı bir aileydik. Özellikleri olan, paylaşabilen, az ile çok arasında bocalamayan, elleri daha temiz insanlardan ibarettik. Aşağı yukarı kırk yılı bulur söylediklerim. Ne olduysa oldu, biz büyüdük ve dünya kirlendi. Dışarıdan, içeriden birileri belki de Taksim Sular İdaresi&#8217;nin oradan ateş edenler şaşkına çevirdiler hepimizi. Koskoca bir toplum masumiyetini yitirdi bence. Yıllar önceye ait bir reklam afişi beni acaip yerlere sürükledi. Bilmem sizin de aynı duygulara kapıldığınız oluyor mu? Daha fazla dillendirmek istemiyorum aslında. Kompüter&#8217;imin başında wireless internet&#8217;e bağlanmışken, external harddisc&#8217;ten binlerce şarkıyı dinliyor ve aynı zamanda arama motorları marifetiyle geçmişime bakınıyorken, sözü uzatmak manalı değil biliyorum. Bu gün futbol ligi başlıyor, nasıl olsa şöyle bir maçlara bakar herşeyi unuturuz. Ne demişler Futbol, Fiesta, Fado. Üç F formülü. Hepimize güzel yarınlar diliyorum efendim çünkü ihtiyacımız var&#8230;&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2092</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALEVLİ GÜNLER TURNELERİ VE SEYİRCİ</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2068</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2068#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 22:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2068</guid>
		<description><![CDATA[   
  
  
  
Alevli Günler oyunumuza bir süreliğine ara veriyoruz. Bildiğiniz gibi tahmin edilenin çok üzerinde oyun oynadık ve gerçekten kısa zamanda çok fazla izleyiciye ulaştık. Özellikle İstanbul dışı turnelerde, her gittiğimiz yerde binlerce seyirci bize eşlik etti. Şimdi biraz duruyor ve dinleniyoruz çünkü yeni sezonda İstanbul seyircisiyle buluşmamız var. Sonbahar&#8217;da üç-dört sahnede birden perde açacağız. Geçtiğimiz kış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2069" title="Altınoluk" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-2.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2070" title="Altınoluk" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-3.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2072" title="Altınoluk" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-3-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> </p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-4.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2074" title="Altınoluk" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/Altinoluk-4-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/ayvalik.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2075" title="Ayvalık" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/ayvalik-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gulluk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2076" title="Güllük" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gulluk-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2077" title="Güre" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure-2.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2078" title="Güre" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure-2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure-3.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2079" title="Güre" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/gure-3-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/guzelbah.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2080" title="Güzelbahçe" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/guzelbah-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/guzelbah2.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2081" title="Güzelbahçe" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/guzelbah2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/karsiyaka.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2082" title="Karşıyaka" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/karsiyaka-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Alevli Günler oyunumuza bir süreliğine ara veriyoruz. Bildiğiniz gibi tahmin edilenin çok üzerinde oyun oynadık ve gerçekten kısa zamanda çok fazla izleyiciye ulaştık. Özellikle İstanbul dışı turnelerde, her gittiğimiz yerde binlerce seyirci bize eşlik etti. Şimdi biraz duruyor ve dinleniyoruz çünkü yeni sezonda İstanbul seyircisiyle buluşmamız var. Sonbahar&#8217;da üç-dört sahnede birden perde açacağız. Geçtiğimiz kış sezonunun sonuna doğru oyunumuzu çıkardığımız için henüz İstanbul&#8217;lularla bir araya gelemedik. Sizinle, son yaptığımız turnelerden özellikle rastgele çekilmiş seyirci fotoğraflarını paylaşmak istedim. Üstlerine tıklayınca fotoğrafları büyütebilir ve nasıl paylaşımlar yaşandığını daha yakından görebilirsiniz. Hepinizin huzurunda, gittiğimiz yerlerde birlikte tiyatro cümleleri kurduğumuz dostlara teşekkür etmek istiyorum. Heyecan verici bir ilgi gördük, layık olmaya çalışacağız. Tiyatro&#8217;dur, iyidir&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2086" title="selamiçeşme" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2087" title="selamiçeşme-istanbul" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g21.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-2090" title="selamiçeşme-özgürlük parkı" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/g21-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>İşte bunlar da önceki gece oynadığımız oyundan. İstanbul Selamiçeşme&#8217;deki Özgürlük Parkı&#8217;nın içinde bulunan tiyatro tıklım tıklım doluydu. İçerideki seyirci kadar dışarıda kalan oldu. Tiyatro meraklıları saatler önceden kuyruğa girmişlerdi. Çok sıcak ve rutubetli bir hava olmasına rağmen, coşkulu bir seyirci ile keyifli bir akşam olması için elimizden geleni yaptık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2068</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İYİ HAFTALAR (54)</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2061</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2061#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 10:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2061</guid>
		<description><![CDATA[
Ayvalık ve Güre oyunları çok güzel geçti. Binlerce seyirciye ulaştık. Açıkhava tiyatrolarında oynamanın zorluğu ve sıcak hava dışında bir sorunumuz olmadı. Bu gün son yaz oyunumuzu İstanbul-Göztepe&#8217;de oynayacağız. Bu arada söyleyeyim, İstanbul berbat bir rutubetin esiri olmuş durumda. Yaşlıların ve hastaların tanrı yardımcısı olsun. Sonunda olacağı buydu. İklimler allak bullak oldu. İnsanoğlu kendi elleriyle dünyayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/fft5_mf342261.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2062" title="cunda" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/fft5_mf342261-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>Ayvalık ve Güre oyunları çok güzel geçti. Binlerce seyirciye ulaştık. Açıkhava tiyatrolarında oynamanın zorluğu ve sıcak hava dışında bir sorunumuz olmadı. Bu gün son yaz oyunumuzu İstanbul-Göztepe&#8217;de oynayacağız. Bu arada söyleyeyim, İstanbul berbat bir rutubetin esiri olmuş durumda. Yaşlıların ve hastaların tanrı yardımcısı olsun. Sonunda olacağı buydu. İklimler allak bullak oldu. İnsanoğlu kendi elleriyle dünyayı yaşanmaz hale getirdi. Neyse, size biraz turne notları aktarayım bari&#8230;</p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/hotel2.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2065" title="Hotel Erol" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/08/hotel2-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Bir hafta boyunca Cunda girişindeki Erol Hotel&#8217;de kaldık. Yolunuz Ayvalık tarafına düşerse tavsiye ederim, mutlaka konaklayın. Mis gibi kokan, pırıl pırıl, deniz kenarında sempatik bir butik otel. Son derece misafirperver Nergiz hanımefendi, oğlu Burak ve diğer çalışanlarıyla, kendinizi evinizde hissedeceğiniz samimi bir ortam. Kendilerine, turnemize renk kattıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum. Bu arada Erol Hotel nasıl tertemiz ise rastladığımız yol üstü mekanları hatta oynadığımız açıkhava tiyatroları da son derece bakımsızdı. Ben gittiğim yerde önce tuvaletlere bakarım. Koskoca belediyelerin sanat mekanlarının tuvaletleri içler acısı. Bir allahın kulu görüp te müdahale etmemiş. Her zaman olduğu gibi genetik temizlik sorunumuz devam ediyor. Haftanın bu ilk günü nereden çıktı bu b.ktan muhabbet demeyin, önemli. Medeniyet bence tuvaletlerden başlıyor. Hani &#8220;içine ederim ben böyle sanatın&#8221; var ya aşağı yukarı gerçekleşmiş gibi. Fazla uzatmayacağım bu temizlik eleştirisini dostları kırmamak için ama acı söylemek zorundayım kimse kusura bakmasın. Umarım havalar normalleşir ve rahat nefes almaya devam ederiz. Hepinize rutubetsiz ve iyi haftalar dostlar, iyi haftalar&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2061</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAZ TURNELERİ</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2053</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2053#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 09:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2053</guid>
		<description><![CDATA[
ALEVLİ GÜNLER yaz turneleri devam ediyor.
31 Temmuz&#8230;&#8230;..ALTINOLUK
05 Ağustos&#8230;&#8230;..AYVALIK
06 Ağustos&#8230;&#8230;..GÜRE
09 Ağustos&#8230;&#8230;..GÖZTEPE PARKI (İST)
Birkaç turneden sonra biraz ara verip kış sezonuna hazırlık yapacağız. Alevli Günler yeni sezonda İstanbul&#8217;da epeyce oynanacak, uygun bir zamanda yakışır bir gala yapılacak. Bu arada bendeniz de televizyonun neresinde olacağım ya da olacak mıyım karar vereceğim. Bu sezonu sinemasız geçtim, bu hoşuma gitmedi. Gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/Alevli.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2054" title="Alevli Günler" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/Alevli-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>ALEVLİ GÜNLER yaz turneleri devam ediyor.</p>
<p><strong>31 Temmuz&#8230;&#8230;..ALTINOLUK<br />
05 Ağustos&#8230;&#8230;..AYVALIK<br />
06 Ağustos&#8230;&#8230;..GÜRE<br />
09 Ağustos&#8230;&#8230;..GÖZTEPE PARKI (İST)</strong></p>
<p>Birkaç turneden sonra biraz ara verip kış sezonuna hazırlık yapacağız. Alevli Günler yeni sezonda İstanbul&#8217;da epeyce oynanacak, uygun bir zamanda yakışır bir gala yapılacak. Bu arada bendeniz de televizyonun neresinde olacağım ya da olacak mıyım karar vereceğim. Bu sezonu sinemasız geçtim, bu hoşuma gitmedi. Gelen projelerle bir türlü uyuşamadım. Sinema&#8217;ya da özel ilgi gösterilecek. Şimdilik yapılacaklar bunlar dostlar. Sürprizlere hazırlıklı olmalı, keyifler yerinde olmalı, çiçek dalında solmalı. Haydin görüşürüz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/A.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2058" title="Ayvalık (Cunda)" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/A-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Altınoluk oyununu oynadık ve çok başarılı geçti. Yaklaşık dört bin izleyiciyle keyifli bir tiyatro paylaşımı gerçekleştirdik. Sırada Ayvalık ve Güre var. Boş birkaç günde Ayvalık-Cunda civarında dolanıyoruz. Bu sene leyleği havada gördük, fena da olmadı. Aslında bir Cunda yazısı gerekiyor ama öyle üstatlar döktürdü ki şimdiye kadar, bu topa hiç çıkmayayım dedim. Benim için buralar baştan sona Bekir Coşkun kokuyor. Tanışmıyoruz ama dün akşam gıyabında bir kadeh kaldırdım. Eksik olmasın hayatımızdan. Herşey gönlünüzce olmaya devam etsin, görüşürüz&#8230;&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2053</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 EYLÜL</title>
		<link>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2050</link>
		<comments>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2050#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 10:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Davran</dc:creator>
				<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cemdavran.com.tr/nd/?p=2050</guid>
		<description><![CDATA[
12 EYLÜL
Belki 12 Eylül’e daha var ama yazı-tarih senkronunu çok önemsemeden notlarımı sizinle paylaşmak istedim. Elbette şu sıralar çok konuşulması da bir sebep. Başbakan’ın güncel siyasi retoriğini “darbe” duygusuna oturtması, liderin doksan küsür yaşında ortalıkta olması, oportünist kitlelerin mal bulmuş mağribi gibi konuya balıklama dalması ve herkesin söz birliği etmişçesine aynı dondurulmuş bakışla yaklaşması da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/12_eylul.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2051" title="12 Eylül" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2010/07/12_eylul-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /></a></p>
<p>12 EYLÜL<br />
Belki 12 Eylül’e daha var ama yazı-tarih senkronunu çok önemsemeden notlarımı sizinle paylaşmak istedim. Elbette şu sıralar çok konuşulması da bir sebep. Başbakan’ın güncel siyasi retoriğini “darbe” duygusuna oturtması, liderin doksan küsür yaşında ortalıkta olması, oportünist kitlelerin mal bulmuş mağribi gibi konuya balıklama dalması ve herkesin söz birliği etmişçesine aynı dondurulmuş bakışla yaklaşması da diğer sebepler. Küçük notlarımdan bir yazı, bir muhabbet çıkarmaya çalıştım ben de. Biraz hikaye tadında biraz da günlük tutar gibi. Okuduktan sonra yaşı yetenlerle o dönemi konuşmak isterim. Belli mi olur bir bakarsınız yeni bir dil, yeni bir jargon oluşturmuşuz.<br />
<span id="more-2050"></span>Galatasaray’daki Paris Bilardo-Briç salonu diye bilinen, bizim için takıldığımız kahvehane, lokal anlamı taşıyan, sosyal ortamı son derece zengin bir mekanda gençliğimin en güzel günleri geçti. İngiliz Konsolosluğu’nun hemen karşısında, kocaman, iki asma katı olan harika bir kahvehane. Mektep-i Sultani öğrencileri ve çevre mahallelerin zeki çocukları bütün boş zamanlarını burada geçirirdi. Briç, bilardo oynanır, hayat, siyaset konuşulur, tartışılırdı. Aynı karede bir öğrenci, bir tombalacı, bir iş adamı ve bir emekliyi rahatlıkla görebilirdiniz. Kare dediğim briç karesi. Hemen herkesin briç bildiği ve oynadığı bir mekandı çünkü. Uzun yıllar açık kaldı, epeyce insanı mezun etti ve tarih sahnesinden ayrıldı.<br />
Ordu yönetime el koyalı bir yıl kadar olmuştu. Sıkıyönetim, tutuklamalar, yargılamalar, kayıplar hepsi tüm hızıyla devam ediyordu. Biraz bilardo oynarım ya da seyrederim diye Paris’e uğradım. İçerisi kalabalık, boş masa yok. Biraz da tedirginim, onsekizi doldurmadım henüz. Etrafla bir-iki muhabbet ettim, kahveci Rıza annemin telefonla aradığını söyledi. Kasımpaşa’ya babama yemek götürmek üzere yola çıktım. Yaklaşık bir buçuk saat sonra döndüm, o kalabalık Paris’te üç-dört kişi dışında kimse kalmamış. Arama-tarama denilen uygulamayla herkesi götürmüşler. Kıbrıs gazisi Oğuz ağabey kimliğini gösterince, Cahit amca yaşı sebebiyle, Feridun ağabey astsubay emeklisi olduğu için kalmış, diğer bütün arkadaşlar götürülmüş. Epeyce bir süre sonra bırakıldılar. Saçları sıfır numara kesilmiş ve itilip kakılmış bir halde. İşkence kısmından hiç söz etmiyorum. Sebep; emir gelmiş, belli bir yaşta bulduğunuzu getirin diye.<br />
Radyodan ordu yönetime el koydu anonsu yapılınca annem göz yaşlarına hakim olamamıştı. Komşular, esnaf herkes sevinmişti ilk anda. Öyle ya kardeşin kardeşi vurması engellenecek, huzur gelecek, kimse çoluk çocuğu için endişe etmeyecekti. O anonsun topluma neler yapacağından kimsenin haberi yoktu. Oysa askeri çok severdik hepimiz. Beş parmağın beşi bir olmaz, kötüsü de çıkabilir ama özellikle subayları çok severiz. Onlar donanımlıdır, çağdaştır. Askeri okul dönemlerinden itibaren bütün sanat etkinliklerini takip ederler, okurlar. Otobüslerle  tiyatro, opera, bale izlemeye gider, kendilerini geliştirmek için çaba sarfederler. Bizim mahallede Askeri Lise sınavına girmeyen yoktu. Daha çok Deniz Lisesi. Kasımpaşa Bahriyeli semti olduğu için anne babalar oğullarını beyazlar içinde görmeyi çok isterdi. Bir de hayatı kurtulsun, mevki, maaş yerinde, her türlü imkan var türünden ebeveyn umutları, ortaokulu bitiren erkek çocukları bir anda Heybeliada sınavlarına yollardı… İlk sınavı geçtim. Spor, mülakat ve benzeri bir elemeydi, atlattım. Kısa süre sonra yazılı ve son sınav. Subayları seviyorum ama subay olmak istemiyorum. Ben ya futbolcu ya da tiyatrocu olacağım, gel de annene babana anlat. Ada çay bahçesinde bütün veliler sınavdaki oğullarını bekliyor,  nasıl geçti diye sordu babam, iyi geçti dedim yanına oturdum. Tam otururken yerde nazar boncuklu bir altın buldum anneme verdim. Herhalde bu bir işaret dedim kendi kendime. (O altın hala annemde duruyor) Yıllar sonra boş kağıt verdiğimi, anlaşılmasın diye epeyce sınav salonunda beklediğimi itiraf ettim. Daha doğrusu itiraf etmek zorunda kaldım çünkü babam kaç yıl sonra üniversite sınavına girecekken, hiç çalışmadın kazanamazsın, Deniz Lisesi sınavına da çalışmamıştın cümlelerini sıkça tekrarlamaya başlamıştı. Üniversite sınavından yüksek bir puan alınca durumu kavradı.<br />
Her tarafta kimlik kontrolü, arama olduğu için evden çıkarken ilk kontrol ettiğim şey, şeffaf koruyucuya koyduğum kimliklerdi. Bir yüzünde defter nüfus cüzdanından sonra yeni çıkarttığım nüfus kağıdı, diğer yüzünde de tiyatro kimliği vardı. Üniversite kimliğim ikisinin ortasında görünmeyecek şekilde duruyordu. Paris’e geldim, bir arkadaşla bilardo oynamaya başladık ve bir anda içerisi asker doldu,  arama-tarama. Hemen kimlikleri çıkarın, öğrenciler öğrenci kimliklerini de çıkarsın. Kısa süre önce götürülen arkadaşlardan bir tanesi öğrenci olduğunu saklamaya çalışmış, direkt nüfus kağıdını göstermişti ama yine kurtaramamıştı. Asker, ne iş yapıyorsun diye sorduğunda safça öğrenciyim demiş ve doğru askeri araca yüklenmişti. Hepimiz oynadığımız oyunları bıraktık, mekanda sadece askerlerin sesi duyuluyordu. Genç bir subay yanıma geldi, şeffaf koruyucudaki kimliğimi uzattım, öndeki nüfus kağıdına bakarken gözü arkadaki tiyatro kimliğine ilişti. Sanatçıya saygımız sonsuz, siz bu tarafa geçin dedi. Bu cümleyi aynen hatırlıyorum, o genç subayın tavrını hiç unutmadım. Bu nasıl bir ikilemdi? Aynı dönemde yine askerler tiyatrodaki ağabeylerimizin, ustalarımın işine son vermiş, o çok değerli sanatçılar hapislerde çile çekmiş, hayatları mahvolmuştu.  Demek ki kişiler değil sistem sorunluydu, o gün öyle düşünmüştüm. Çok gençtim, çocukluktan yeni çıkıyordum, olan biteni anlamaya çalışırken sürekli ikilemde kalıyordum. Yakın bir zamanda Şehir Tiyatrosu’nda Sevgi Soysal’ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu oyunu prova yapılıyordu, ben de asistandım. Görevim gereği bir sürü doküman bende, evde duruyordu. Mahallede bazı evler aranıyor, baskınlar yapılıyordu. Sol görüşlü kitaplar, belgeler tutuklanmak için yeterli oluyordu. Bazılarını yaktık, bazılarını sakladık, herkes gibi. Darbe sonrası yaklaşık üç yıl bütün bir toplum çile çekti. Sistem kendi evlatlarını yedi bitirdi. O ünlü arama taramaların birinde yine Paris’te takılırken, bu sefer bir polis, ağzımda çiklet var diye aniden bir tokat atmıştı bana. Çıkar lan onu ağzından!<br />
Sürekli katliam haberleri geliyordu, siyasiler duruma hakim olamıyordu, yabancı istihbaratçılar ortalıkta fink atıyordu. Masum hocalar, öğrenciler okul önünde kurşunlanıyor, sıradan insanlar ekmek kaygısını bir yana bırakmış can derdiyle sağa-sola savruluyordu. Henüz yakın geçmişte gencecik çocuklar asılmıştı. Mahalleler, şehirler, okullar sağcı-solcu diye ikiye ayrılıyor hatta ikiye ayrılanlar, kendi aralarında dörde beşe bölünüyordu. Çocuk ta olsak durumun karışık olduğunu fark ediyor, büyüklere çaktırmadan kafa yoruyorduk. Çok önemli gazeteciler, bilim adamları öldürüldü ve çoğunun faili hala bulunamadı. Diyorum ya belki de fail sistemdi. Subaylar iyi insanlardı ama bazıları yanlış yapıyordu. Başka bir çözüm olmalıydı, bulunmalıydı. Şimdiki zamandan oralara bakınca insan yanılgıya düşebiliyor ama şu gerçek çok net görülebiliyor. 12 Eylül bu ülkede sol düşünceyi biçmiş, bitirmiş, katletmiştir. Entelektüel bakış, çağdaş derinlik ve en önemlisi Atatürk Türkiye’sinin yeri doldurulamaz yürekleri yaralanmıştır. Bu günlerin, şimdiki endişelerin sebebi de budur. Bazı askerler modern Türkiye’nin yolunu tıkamış, diğer aklı başında askerlerin de geleceğini budamıştır.<br />
Geçmişinde darbeler de olsa, Ordu bu ülkede çok sevilir. Bu örneğin başka bir ülkede olabileceğini sanmıyorum. Şimdilerde tanıdığım birçok üst düzey subay inanın bana çok kaliteli insanlar. Onlar da geçmişi konuşurken buruk ve kırılgan. Kendi aralarında durmadan öz eleştiri yapıyorlar. 12 Eylül’de hepsi gencecikti ve onlar da benim gibi olan biteni anlamaya çalışıyordu.<br />
1979 yılının sonuna doğru Yusuf ile Kenan filmini bitirdik. Yeni yılda çeşitli yerlerde gösterime girecek. Üsküdar Sunar sinemasındaki gösterime filmin oyuncuları olarak katılacağız ama uyarıyorlar, gitmeyin. Sağcılar engelleyecek! Gerçekten de sinema bombalandı. Sonunda filmin sansürle budanmış halini Şişli’de küçük bir sinemada izleyebildim. Niye sağcılar böyle yapıyordu? Solcular bu ülkeye nasıl bir kötülük yapma düşüncesindeydi? Sağcı, solcu kimdi? Bana kalırsa kavramlar o gün de karmakarışıktı, bu gün de öyle.<br />
Darbe yapıldı, kısa süre sonra okullar açıldı. Üniversite birinci sınıf öğrencisi olarak otobüs durağında bekliyorum. Üst sınıflardan biri geldi, cuntayı protesto etmek için bu gün okula gitmiyoruz dedi ve kayboldu. O gün herkes okuldaydı, koridorlarda jandarmalar bağırıp çağırıyor, koskoca üniversite öğrencilerini itip kakıyordu. Duvarlara yazı yazılmasın diye öğrencilerin ispirtolu kalemleri toplanıyordu. Oysa iş işten geçmiş, bir nesil çoktan heba edilmişti. Okulda bir tiyatro kulübü kurabilmek için istediğimiz izin iki yıl sonra onaylanacaktı. Ağabeylerimiz susturulmuş, kıstırılmıştı. Biz yeni yetmeler, beyni alınmış güvercinler gibi uçuşuyorduk. 12 Eylül’ü tek bir açıdan yani sadece askerler tarafından anlatmaya çalışmak bana hep yanlış geliyordu, şimdi de öyle. Sonrasında yapılanları affetmek mümkün değil. Zorbalıklar, vahşetler ve yok etmeler. Yakın bir geçmiş olduğu için anılar taptaze ama hala aydınlık değil. Sükunetle değerlendirilmiş değil. Hala birilerinin elinde oyuncak ve hala acı veriyor.<br />
12 Eylül’ün bize neler yaptığını tam anlamıyla 1983’ten itibaren gün be gün anlamaya başladım. Bu süreç hala devam ediyor kesinlikle. Bana kalırsa 12 Eylül’ün izlerini silemeyiz ama etkilerini ortadan kaldırabilmek için en az bir otuz yıla daha ihtiyacımız var, tabii başarabilirsek. Ne olacaksa demokrasi içinde olacak artık ve bunun en önemli aktörleri de çok iyi yetişmiş subaylarımız olacak. Onların vatan sevgisine ve sağ duyusuna yürekten inanıyorum. Radyodan anons yapan adamların yanlışlarını çok iyi gördüklerini biliyorum. Peki ya 12 Eylül’de yaşananlar? Tarih ve toplum el ele kendi öz yargısına varacak elbet.<br />
Sağa sola not aldığım cümlelerden bir yazı çıkarmaya çalıştım. Dağınık olduğunu biliyorum ama toparlamaya çalışmadım. 12 Eylül gibi travmatik bir dönemi anlatmak ve anlamak niyetiyle değil, sadece konuşmak ihtiyacıyla paylaştım. Paris bilardo salonu çok şeye tanıklık etti aslında. Belki de tüm karmaşasıyla o günleri, kaybettiğimiz zamanları özledim, bilmiyorum. Sizin de tanıklıklarınız yolumuzu aydınlatacaktır. Dilerseniz paylaşın, konuşalım…………………………..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cemdavran.com.tr/nd/?feed=rss2&amp;p=2050</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
