RUHSAR

Yazan: Cem Davran Tarih: 30.11.2008,Pazar

Alın bakalım size Ruhsar dizisinden bir fotoğraf. Annemi oynayan sevgili Göksel Kortay ve bendeniz. 1997 yılında başladık Ruhsar’a ve galiba dört yıl devam ettik.  İstesek çok daha uzun yıllar devam edebilirdi ama bazı teknik sebeplerden dolayı bitti. Sonrasında ben epey dizi çalışması yaptım. İçlerinde çok başarılı olanlar, yine çok fazla izlenenler oldu. Bundan sonra da dizi yapacağım elbet. Hiç merak etmeyin yaşamı anlamlı kılacak, keyiflendirecek işlerle yine birlikte olacağız. Herşeyin bir sebebi olduğuna inanırım ben. Öyle ya! Akvaryumdaki balık ne demiş? Tanrı mutlaka olmalı, yoksa suyu kim değiştiryor……

Kalın sağlıcakla.



LÜTFEN DİKKAT

Yazan: Cem Davran Tarih: 30.11.2008,Pazar

Kardeşlerim, dostlarım; beni mesaj manyağı yaptınız sağolun. Lakin yüzlerce mesaja tek tek cevap vermem imkansız. Yazıların altındaki yorum bölümüne de yazarsanız çok iyi olur. O zaman derhal mesajınız yayınlanır ve ben de yorumların altına hemen kendi hissettiklerimi yazarım. Bu arada; benim msn’im, facebook’um falan yok. Taklitlerden sakının lütfen. Sadece ” cemdavran.com.tr “. Ayrıca gelen mesajları vakit bulduğumda ve tabii izninizle “mesajlar” yazısının altına ekleyeceğim. (İçinde külot olmayan mesajlar hariç)

Paylaşmaya devam dostlar. Hayattan işkillendikçe, acemice ve hep aynı muhabbetle.



MAHŞER-İ CÜMBÜŞ

Yazan: Cem Davran Tarih: 30.11.2008,Pazar

Dün gece Fox Tv’de yayınlanan Anında Görüntü Show’a konuk oldum. Mahşer-i Cümbüş doğaçlama ekibinin sürüklediği harika bir program. Başından sonuna çok eğlendim, zaman nasıl geçti anlamadım. Umarım izleyenler ve programın sahipleri için de aynı durum söz konusudur. Show moderatörü ve yapımcısı sevgili Osmantan’a ve de sempatik, yetenekli oyuncu kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Şuncacık hayatımın en güzel gecelerinden birini geçirdim. Ne diyeyim; sağolun.

Gelelim bu özel ve güzel gecedeki kıssadan hisselere. Tiyatro denen yaşama halinin benim için nasıl vazgeçilmez, nasıl yeri dolmaz bir tutku olduğunu sanırım uzun uzun anlatmama gerek yok. Şehir Tiyatrosu’ndan ayrıldığım gün, rahmetli suna abla’nın her zamanki sevimli öfkesiyle arkamdan bağırışı hala kulaklarımda. “Sen de gidiyorsun, sen de. Kim oynayacak bu jön-komik’leri Cem Davran, kim.

Şu hayat rüzgarlarında nasıl çölleşiyor herşey görüyor musunuz. İşte dün geceki programdan eve dönerken bunları düşündüm. Canım Tiyatro’mun kokusunu hissettim. Sahnedeki enerjimin çok düşük olduğu bir günün sonunda, Vasfi bey’in “oğlum salonda bir kişi dahi olsa seni takip eden, onun için oynamalısın” diye beni azarlayışını özledim. Gülistan hanımın, ilk oynadığım büyük rolde bana verdiği desteği hatırladım. Feridun ağabey’in tiyatrodan ayrıldım diye bana çok kızmasına rağmen, ölmeden önceki son röportajında, ünlü genç oyuncular sorusunu “cem başkadır, onun gibi olamazlar” diye yanıtlamasından utandım. Böyle uzar gider dostlar bendeki fırtına.

Ah Mahşer-i Cümbüş ah. Ne yaptınız farkında mısınız? Can baba’nın dediği gibi “aşk olsun size çocuklar, aşk olsun“.

**** Fotoğraflar için dostum gogobaba’ya çok teşekkür ederim.



AFİŞLER

Yazan: Cem Davran Tarih: 29.11.2008,Cumartesi

Oldum olası afişleri önemserim. Çok kıymetli tarihi belgelerdir bana göre.

Harika tiyatro afişleri gelecek, çok yakında…………………………………



AYNALIÇEŞME

Yazan: Cem Davran Tarih: 29.11.2008,Cumartesi

Nereye ne yazsam, nerede ne söylesem mutlaka içinde saklı olacak bir mahalle, Aynalıçeşme. Tepebaşı’ndan Kasımpaşa’ya inerken koskoca bir kültürü selamlayarak yol alacağınız çocukluk rüyası. Kimler yoktu ki; sanatçılar, futbolcular, yazarlar, şairler, bitirimler, gayrımüslümler, lazlar, kürtler, çerkezler. Tam bir Atatürk Türkiye’si. Fotoğrafta mahalle sakinlerinin küçük bir kısmını, Enver ağabey ile Meşküre hanımın nikahında görüyorsunuz. Soldan sağa; kamyoncu Hasan, bütün öykülerimin başrol oyuncusu Madam Lefteria, annem, Meşküre hanım, bankacı Enver ağabey, babam, Alhatun camii imamı, önde ben ve ablam. Bana göre tamamı birer film karakteri olan Aynalıçeşme sakinleri şimdilerde darmadağın. Tıpkı anılarımız gibi çoğu zamanın fırtınalarına dayanamadı ve oradan oraya savruldu. Bir gün yaşamın bana kattıklarıyla hatırladıklarımı süsleyerek bir film ya da dizi yapacağım. İşte o zaman yetmişlerin o sımsıcak mahallesine hak ettiği selamı çakmış olacağım. O güne kadar yazmaya devam.