
DİLEK FOTOĞRAFI
Yazan: Cem Davran Tarih: 30.12.2008,SalıAnadolu’da Dilek Ağaçları olur bilirsiniz. Herkes bir dilek tutup küçük bir kurdeleyi ağacın dalına bağlar. Dilek Taşları, Dilek Havuzları gibi bir sürü yarı batıl yarı geleneksel ritüelimiz vardır. Dinsel olanları söylemiyorum bile. Onların sayısı binlerce. Aslolan tertemiz bir yürekle, en masum halimizle bizi mutlu edecek bir temenniyi, dileği tekrarlamak, evrenle paylaşmaktır.
Yukarıda gördüğünüz benim dilek fotoğrafım. Neden böyle oldu, niye bu fotoğraf bilmiyorum. Yıllar içinde sıkıştığım, tıkandığım anlarda bu fotoğrafa bakıp içimden bir kaç cümle kurdum ve o cümleler hep yaşamsal karşılığını buldu. Aman diyorum; Cem Hoca, Cem Efendi Hazretleri, Telli Cemo, Sümbüllü Cem Baba muhabbetleri olmasın. Bu öyle arkadaşça, dostça bir paylaşım. Siz de yeni yıla ait bir kaç dileğinizi yazın ve rahatlayın. Tabii yazacağınız için hepimiz okuyacağız. Belki de yüzlerce ortak dilek olacak. Belki de bunları paylaşmak bile bize yetecek. Hesapsız, samimi, masum ve hatta çocukça. Yorum bölümü dileklerinizi bekliyor.
*** Lütfen Piyango’dan büyük ikramiye, Hemoroit tedavisi, Kaynımın batan işyeri, kocakız süt vermiyor gibi şeyler olmasın. Bu Alaattin’in cini değil alt tarafı dilek fotoğrafı.
Gelsin bakalım dilekler, gelsin. Kontenjanımız sınırlı. Bir sonraki yıla kalmasın aman ha!
YARALI BEBEK, ÖLÜ ÇOCUK
Yazan: Cem Davran Tarih: 29.12.2008,PazartesiNisan 2002′de yazdığım bir yazı. İçinizi karartmak istemem ama gerçek bir hikaye bu. Televizyonda ve gazetelerde gördüğüm iki haber üzerine dayanamamış ve hiçbirşey yapamamanın çaresizliğiyle yazmaya başlamıştım. Aradan yıllar geçti ama değişen birşey yok. Yine çocuklar öldürülüyor yine dünya kan gölü. 1945 için, Hiroşima için Nazım ne söyledi ne hissettiyse bu gün de geçerli. Yapacak birşey yok aynı umudu tekrarlamaktan başka. “Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler.”
*** İlkokul paso fotoğrafımı yazının başına tüm dünya çocuklarını düşünerek ekledim. Herkesin en az bir gün masum olduğunu hatırlatmak için.
Gökyüzü kan kırmızı yine bu günlerde. Bütün siyasi teorilerin, bütün toplumsal analizlerin üstü gökyüzüyle aynı renkte.
Çünkü yine bu sabah bir yerlerde silahlar patlıyor ve yine üstün teknoloji kurşunlar küçücük bedenlere teğet geçiyor.
Yaralı bir bebek köhne hastahanenin derme çatma sedyesinde çığlık çığlığa ağlıyor. Çünkü geri zekalı bir bombanın parçaları, o süt kokan vücudun tam ortasına isabet etmiş.
Ölü bir çocuk babasının kucağında toprağa veriliyor. Çenesi bağlı, bedeni sarılı, gözleri kapalı. Adam bir öpücük konduruyor hayatının anlamına ve üstü kanlı toprakla örtülüyor yarınsız delikanlının.
DELİ İBRAHİM
Yazan: Cem Davran Tarih: 27.12.2008,CumartesiTürk Tiyatrosu’na muhteşem oyunlar kazandırmış olan Turan Oflazoğlu’nun yazdığı harika bir oyundur Deli İbrahim. Yıllardır hep benim oynamam gündeme gelir ama mutlaka bir terslik olur ve gerçekleşemez. Keşke filmi yapılsa diye düşünmüşümdür hep. Yıllar önce Turan Oflazoğlu’nun bu rolü oynamamla ilgili temennisi de hala aklımdadır. Kimbilir bir gün bir bakarsınız size Sultan İbrahim’in şu sözleriyle seslenirim.
Ben neyliyeyim böyle padişahlığı anne? Ülkeler, kıtalar benim olmuş neye yarar, rahat soluk alamadıktan, soluğa doyamadıktan sonra!
*** Sultan I.Ahmet’le Kösem Sultan’ın oğlu. Sultan 4.Murad’ın kardeşi. 5 Kasım 1616′da İstanbul’da doğdu. 1640-48 arasında sekiz yıl padişahlık yaptı. 18 Ağustos 1648′de cebren tahttan indirildi ve boğularak öldürüldü. (32 yaşında)
BİR KARAKTERİ YORUMLAMAK
Yazan: Arslan Kacar Tarih: 27.12.2008,CumartesiSinema filmi anlatım olarak iletişim dili gibidir. Her insanın sesinin tonu,
rengi, entenasyano farklıdır ve bu farklılık konuşma biçimine yansır.
Biz konuşma biçiminden hoşlandığımız sesi dinlemeyi seçeriz.
Sinema filmi de böyledir. Hoşlandığımız anlatımlar içeriyorsa seyirciyle paylaşma amacına ulaşmıştır. Sinema filmi üç aşamada var olur.
Senaryonun taleplerininin oluşturulduğu MASABAŞI hazırlığı. Düşünülenlerin yaşama geçtiği ÇEKİMLERİ dönemi. Senaryo anlatım sıralamasını bile tersyüz edebilecek STÜDYO çalışması.
Bir filmin içinde yer alacak OYUNCU olarak dikkat etmemiz gerekenleri şöyle sıralayabiliriz.
Oynayacağımız rolü kavramamız için senaryoyu, satır aralarındaki betimlemeleri anlayarak okumalıyız.
Oynayacağımız rolün sahnelerini sıralı olarak kısa cümlelerle kronolojisini çıkartmak, olaylar gelişimi bilmek rolün haritası yerine geçecektir.
Oynayacağımız rolü yorumlamak için, senaryonun aktardığı karakterin kimliğine düşleyerek ön hikaye oluşturmayla başlamalıyız. Rolün kimliğini oluşturmak için sorgulamaya başlarız. Kaç yaşındadır ? Ailesi nasıl biridir ? Sosyal koşulları, eğitimi nedir ? Yaşamın içinde var olabilme macerası nedir ? Anlatılan konu hangi zaman diliminde geçiyor bilgileriyle karakterin doğumundan başlayıp, yetişme koşullarının kimliğine kattıklarından yola çıkarak, karakterin dış görünümünü ve davranış biçimlerini belirleriz. Geçmişinden kalan bedensel bir iz yada bedensel tavırları role katabiliriz. Sosyo – ekonomik koşulların role yansımaları gözardı edilmemeli.
Kendi kimliğimiz içinde rolün karakteriyle benzer yanlar bulmaya çalışmalıyız. Benzer yanları yoksa benzer kimliklerin davranışlarını irdelemeliyiz.
Bunları düşünmek bize bir karakteri oluşturmaya başlayacaktır. Bulabileceğimiz küçük bir tavır bile role inandırıcılık katacaktır. Yaşam taklit edilirken, renkler,
tipler devreye girer.
Oynayacağımız rol kimliğimizle örtüşmeyebilir. İç dünyamızda saklı duyguları eşeleyerek, dağarcığımızdaki bilgileri katıp besleyerek, bir beden devinimi katarak rolü renklendirebiliriz. Oynayacağımız rolün dialoglarını kendi konuşma biçimimize uygun ve doğru deşifre edibilmeliyiz. Sözcükleri, konuşma diline döndürecek akıcılıkta ve duygusuyla besteleyebilmeliyiz.
Oynayacağımız rolün kostümü varsa aksesuarıyla alışkın olduğumuzu sağlamalıyız. Önemli olan anlatmak istediğimiz karşı taraftan anlaşılmasıdır.
Dış görünüm, bazı rolleri oynamamızı mümkün kılmaz. Her oyuncu her rolü oynayamaz. Ama her oyuncu oynayacağı rolü başkalarından farklı oynayabilir.
Belirgir karakterleri yorumumuzla farklı oynayabiliriz.
Önemli olan ilüzyonda izleyiciyi kendine inandırmak.
Artık bilgilerden ve oluşturduklarımızdan yola çıkarak kimlik kazandırdığımız rolü oynamaya başlayabiliriz.
27.12.2008


Yorumlar (6)




