
CUMHURİYET
Yazan: Cem Davran Tarih: 29.10.2009,PerşembeBu güzel ülkenin kuruluşunun, Cumhuriyet’imizin seksenaltıncı yılı. Ne söylenebilir bilmiyorum. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına sonsuz teşekkürler, nur içinde yatsınlar. Özgürce yaşayabiliyorsak, az ya da çok var olabiliyorsak o cesur yüreklere borçluyuz. Tanrıdan dileğim; sonsuza dek huzur içinde, kardeşçe aynı bayrak altında yaşayalım. Hepinizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun……
Yorumlar (7)İYİ HAFTALAR (29)
Yazan: Cem Davran Tarih: 26.10.2009,Pazartesiİstanbul tekrar sonbahar iklimine döndü. Hafta sonu vizyona giren filmleri üzecek kadar güneşli ve yazdan kalma bir hava vardı. Buna rağmen herşey yolunda gitti ve sinema severler kapalı salonlara bir seanslık da olsa uğradı. Her zaman ki gibi olan bitene şöyle bir göz atalım ve yolumuza devam edelim.
Melekler ve Kumarbazlar gittikçe artan bir grafikle izleyicisine ulaşıyor. Üzerine epeyce konuşulmaya, yazılıp çizilmeye başlandı. Bu da beni çok mutlu ediyor. Domuz gribi salgını hepimizi ürkütüyor. Cumartesi gecesi itibariyle küçük oğlan ateşlendi. Hastahane, testler falan derken allahtan sonuç negatif. Basit bir soğuk algınlığı ama insan endişe ediyor. Pazar gününü hepimizin çocukluk hikayelerinde başrolde oynayan sirkeli su, biraz ateş düşürücü ve bolca tavuk suyuna çorbayla geçirdim. Vallahi ne varsa annelerimizden kalma yöntemlerde var. Çocuklar ne kadar büyürse büyüsün hastalanınca tekrar bebekliklerine dönüyor sanki. Akşam GS-FB maçını ellerimde sirke kokusuyla izledim ve yine tiksindim. Kimse kendi kapısının önünü süpürmüyor, şölen havasında geçmesi gereken maç nefret tarlasına dönüşüyor. Suçlu bendense iyidir deyip geçiyor herkes. Kafası kanlar içinde bir hakem var olağan karşılanıyor. Gencecik futbolcunun ailesine binlerce insan küfür ediyor kimse duymuyor. Fildişi Sahili’nden gelen çocuğun suratında bir şey patlıyor kimse görmüyor. Kalecinin gözünde sürekli yeşil lazer ışığı var kimse umursamıyor. Canım sizin stadyumda da oluyor böyle şeyler cümlesi süzülerek kale çizgisini geçiyor. Bütün bir hafta güney-doğu sınırındaki karşılama ve barışa benzer şeyler konuşuldu. Galiba bu hafta da devam edecek. Burnuma iyi kokular gelmiyor ama umutla bakmak ve hayıra yormak istiyorum. Bu güzel ülke iyi şeylere layık ama bizler o iyi şeylerden miyiz bilmiyorum. Yeni bir hafta başladı diye yine heyecanlıyım. Güne uyanmanın coşkusuyla, var olmanın vazgeçilmez cazibesiyle, aklımıza gelenlerin gizemiyle, bir daha aşk ile iyi haftalar dostlar, iyi haftalar……..
GALA
Yazan: Cem Davran Tarih: 22.10.2009,PerşembeSevgili dostlar; hayatımın şu mutlu günlerini sizlerle paylaşmak, hissettiklerimi aktarmak istiyorum. Salı gecesi Melekler ve Kumarbazlar filmimizin galası için erkenden Nişantaşı City’s sinema salonuna gittim. Son derece şık ve kaliteli mekanın idarecileriyle yaptığımız sohbette, burada onlarca film galası yaptıklarını, yaklaşık altıyüz civarında katılım tahmin ettiklerini söylediler. Zaman ilerledikçe herkesi heyecanlandıran manzara, sinema tarihine geçecekmiş gibi gözümüzün önünde belirmeye başladı. Binlerce konuk, son derece şık bir halde yavaş yavaş salona gelmeye başladı. (Özellikle son günlerde basında tartışılan, bu tür buluşmalara katılımdaki kıyafet özensizliği konusunu hatırlatmak isterim.) Büyük-küçük, ünlü-ünsüz herkes sanki bir kutsal mekana gelir gibi özenli ve şıktı. Sanki herkes sessizce, katıldıkları gala’ya verdikleri değeri gösterir gibiydi. Yetkililer şaşkınlık içinde son olarak şunu söylediler. “Cem bey inanın ilk defa bu kadar yoğun ve kaliteli bir katılım gördük.”
Dostlar; yaptığımız film artık yaşama karışıyor. Sözün bittiği yerdeyiz. Beğenen olacak, beğenmeyen olacak, hepsi inanın beni mutlu edecek. Fakat şu dip notları tarihe düşmez, sizlerle paylaşmazsam içim rahat etmeyecek.
Yoğun bir şekilde sanatsal kaygılarla gerçekleştirilmiş (biraz da bıçak sırtı) bir hikayenin böyle muhteşem bir gala ile ilk adımlarını atması tüm sinema sektörü tarafından değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Dramatik bir hikaye ve film diye, kenarda köşede sessizce yaşamanın önce o filme haksızlık olacağını düşünmek gerekir. Bu açıdan bakınca “festival filmleri” diye adlandırılan çalışmalar da en az diğerleri kadar görkemli sunuşları hak ediyor. İşte bu yüzden; galamıza katılan tüm konuklara, özellikle Türk Sineması’nın ustalarına sonsuz teşekkür ediyor ve önlerinde saygı ile eğiliyorum. Ayrıca basın mensubu dostların (buna magazinci kardeşlerim de dahil) onlarca kamera ve onlarca muhabirle katılmasını ayakta alkışlıyorum. Küçük-büyük herkese sonsuz teşekkürler.
Bu çok önemsediğimiz filmin tüm aşamalarında inanılmaz bir destek gördüğümüzü özellikle belirtmek istiyorum. Sevgili Yılmaz Ulusoy ağabeyimizin maddi-manevi katkısını ölene kadar unutmayacağım. Sponsor firmaların heyecanımıza ortak oluşunu, Hürriyet ailesinin bir cümlemle basın sponsorluğunu kabul etmesini, Orhan Gencebay ağabeyimizin o çok değerli bestesini bedelsiz alın kullanın çocuklar demesini, Hasan Saltık dostumun (Kalan Müzik), üstat Suren Asaduryan’ın muhteşem eserini, Cem kardeşime hediyem olsun, sizindir diyerek bir saniyede vermesini ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Sevgili kardeşim Beyazıt’ın benimle aynı heyecanı paylaşmasını, galaya katılan tüm dostlarımı kalbimin en özel köşesinde saklayacağım. Biliyorum bunları yazarken onlarca kurumu ve dostu unutacağım. Ne olur kusuruma bakmasınlar. Çok iyi bildiğim ve inandığım bir yaşama halini, severek, paylaşarak yol almayı bana önerdiği, insan kazanmanın en büyük zenginlik olduğunu öğrettiği için canım babama dua ediyorum.
Ve siz sevgili dostlar; internet denen nick-name’li samimiyetsizliği tarihe gömdüğünüz için alınlarınızdan öpüyorum. Sağolun….
ÇIRAK……………..
İYİ HAFTALAR (28)
Yazan: Cem Davran Tarih: 19.10.2009,PazartesiBu gün İstanbul yine güneşli. Bir kaç satır paylaştıktan sonra derhal hayata dalacağım. Melekler ve Kumarbazlar yarın basın gösteriminde olacak cuma günü de sinemalarda. İşte yolun sonuna geldik. Hafif bir nezleyle boğuşurken yüreğimdeki heyecan tüm virüsleri yok edecek gibi. Bir an önce filmi izleyin ve üzerine konuşalım, hayata bir de hikayemizin içinden bakalım istiyorum. Bu arada biten Güzel Bir Gün programı için sürekli mesaj ve yorum alıyorum. Dostların hassasiyetine çok teşekkür ediyorum. Merak etmeyin biten sadece bir program. Güzel günler için yapacak çok şeyimiz var. Ne diyor Ataol üstat;
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın, bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına..
Hepinize sağlıklı, coşkulu, umutlu ve sanat dolu bir hayat diliyorum. İyi haftalar dostlar, iyi haftalar….
İKİ AFİŞ ARASINDAKİ FARK
Yazan: Cem Davran Tarih: 17.10.2009,CumartesiZaman zaman sitede bu tür masum oyunlar oynuyorum biliyorsunuz. Yan yana iki resim koyup aradaki farkları konuştuğumuz oldu. Şimdi de yan yana iki film afişi var önümüzde. En önemli farkı baştan söyleyeyim. Tam otuz yıl. Yusuf ile Kenan 1979, Melekler ve Kumarbazlar 2009 yapımı. Düşe kalka yol alırken insan bazen düşünmeye bile fırsat bulamıyor. Bir an şöyle kenara çekilip, kendine uzaktan bakınca durumu fark ediyor. Zaman pervasızca ilerlemiş ve biz yapamadıklarımızı çocuklarımıza anlatıp duruyoruz. Yepyeni filmimiz önümüzdeki cuma günü sinemalarda olacak. Afişlerdeki otuzuncu yılımda hala çok heyecanlı ve umutluyum. Yaşamayı seviyorum, sinemayı seviyorum, sinemayla yaşamayı çok seviyorum. Biliyorum, yakın zamanda bambaşka bir hikayenin, bambaşka bir afişin peşinden koşuyor olacağım. Dilerim tanrı otuz yıl sonra Melekler ve Kumarbazlar’ın yanına bir afiş daha eklememe izin verir. İçinizden gelirse, bu iki afişe bakıp hissettiklerinizi paylaşırsanız beni çok mutlu edersiniz. Belki de birlikte otuz yıllık bir yolculuğa çıkmış oluruz. Buyurun, satırlar sizin………….








