
İYİ HAFTALAR (34)
Yazan: Cem Davran Tarih: 30.11.2009,PazartesiHaftanın ilk günü Bayram’a kurban gitti ya neyse. Önümüzde umutla yaşayacağımız koca bir hafta var yine de. Dikkat ettiniz mi bilmem. Ne çok tatil yapıyoruz. Gözümüz yok da bu kadar çok tatil yapmak doğru mu acaba? Bir gazetenin hesaplaması ve haberine göre 2010 yılında kamu çalışanları 248 gün çalışacak, 117 gün tatil yapacakmış. Doğrusu bana biraz fazla geldi bu rakam. Üretmek için mesai vermek gerek, mesai çalışmak, zaman harcamak demek. Senede 117 gün paydos ederek nasıl yol alınır çok merak ediyorum. Üstelik bu rakamların içinde mücbir sebeplerden dolayı tatil ilan edilen günler yok. ( Doğa olayları, iklim koşulları vb.) İlk bakışta zararsızmış gibi görünen bu durum, dikkatli düşünüce bariz bir atalet belirtisi değil mi? Devamlılığın, sosyo-ekonomik istikrarın, eğitimin, adli süreçlerin önünü tıkayan bir engel değil mi? Büyüklerimiz daha mı iyi bilir acaba? Bana göre hava hoş. Ben tatil falan dinlemem çalışırım. Zaten meslek gereği senelerce herkes tatil yaparken biz çalıştık. Benden söylemesi. Konunun uzmanı değilim, işkembeden sallamak da istemem ama bu işte bir yanlışlık var. Baharat duruyor rafta, üzerlerinde yafta, bekliyor sizi güzel bir hafta. Haydi bakalım iyi haftalar dostlar, iyi haftalar……………….
Yorumlar (9)ÇAĞDAŞ YAŞAM
Yazan: Cem Davran Tarih: 29.11.2009,Pazar24 Kasım Öğretmenler Günü’nde sanatçı arkadaşlarla Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni ziyaret ettik ve hepimiz üyelik başvurusu yaptık. Bizden önce 10 Kasım’da aynı duygularla benzer bir ziyaret gerçekleştiren sanatçı grubundan sonra biz de ülkemizin çağdaş yarınları için elimizden geleni yapmak konusunda, isteğimizi ve heyecanımızı ilgililerle paylaştık. Yaşadığımız topraklara ve bu genç Cumhuriyet’e sahip çıkmak hepimizin görevi. Özellikle kız çocuklarının okuyabilmesi için gerçekleştirilen kampanyalarda herkesin desteğine ihtiyaç var. Siz de dilediğiniz katkıyı sunabilirsiniz. Bu güzel ülkenin insanlarının çağdaş bir yaşamı hak ettiğine inanıyorum. Bayram tadında sevgilerimle……
İYİ BAYRAMLAR
Yazan: Cem Davran Tarih: 26.11.2009,PerşembeEvimizin hemen arka tarafında küçük bir arsa vardı. Kurban Bayramı geldiğinde balkondan kurbanlık hayvan kesimine bakmaya çalışırdım. Zaten civarda ne kadar top oynadığımız boş arsa varsa, bayramlarda kesimhane gibi kullanılırdı. Sabah herkes bayram namazından döner ve hummalı bir dini süreç başlardı. Dualar ve bayramlaşmalar arasında hayvanlar kesilir, uygun bir şekilde parçalanır, gerekli yerlere dağıtılırdı. Büyüklerimiz konunun geleneksel ve dinsel anlamını aktarmaya çalışır, çocukların kötü etkilenmemesi için dilleri döndüğünce konuyu yorumlarlardı. Oysa biz bir süre sonra durumu bir oyun gibi algılar, çoğunlukla da gece yattığımızda kesilen hayvanları rüyamızda görürdük. Şimdiki Kasımpaşa Stadyumu’nun olduğu büyük arsa ve çevresinin adı Bayram Yeri idi. Çadırlar kurulur, bayram eğlenceleri, gösterileri yapılırdı. Sihirbazlar, bul karoyu al parayı, tüfek atışları, karpuzcu beygirleriyle turlar, şekerlemeler, korku tünelleri ve daha bir sürü iptidai sirk gösterisi. Bayramlıklarını giymiş çocuklar akşama doğru kirlettikleri yepyeni kıyafetleriyle ilk fırçalarını yer, kavurma kokuları arasında harçlıklarını sayardı. Yıllar içinde çocukluğumuza yer etmiş bu özel dönemin, din-gelenek ikilisi arasında çok önemli bir vurgu olduğunu, insanlık tarihinde tanrılara ve sonunda tanrıya adak yolunun hep açık olduğunu, inançların yaşamsal karşılıklarından biri olduğunu fark ettik. Bayram harçlığı alırken utandığımı gören büyükler, “al oğlum, bu gelenektir, utanılacak ne var” diye beni dürterler, göz göze geldiğim babamın kafa hareketiyle durumu atlatır ve harçlığı aceleyle cebime sıkıştırırdım. Özel günler oldum olası beni zorlar zaten. Neden bilmiyorum kendimi bir tuhaf hissederim. Bir türlü ritüelin akışına kendimi kaptıramam. Sonunda kalabalığın ortak tavrına katılır ve fazlaca sıkıntıya düşmeden sayılı günleri tüketirim. Bütün bu toplumsal süreçlere çocukluktan beri hafif dışarıdan bakmaya çalışan, çaktırmadan inceleyen bir yapım var. İhtiyacı olanlara destek olmak, yardımlaşma, paylaşma, barış ve sevgi duygularının öne çıkması, sosyal yapıların sağlamlaşması, tanrıya ulaşmak, ibadet etmek, insan olmanın en olumlu ve onurlu yanlarıyla bir kaç gün geçirmek son derece önemli biliyorum. Peki ya diğer günler? Savaşlar, açlık, sosyal adaletsizlik, azgın kapitalist canavarlar, sahte dostluklar ve aklınıza gelen tüm alıştıklarımız? Bu soruların cevabını siz verin. Ya da birlikte verelim ki gerçekten bayram olsun önümüzdeki günler. Şu özel zamanda moral bozmak değil niyetim. Hepimiz farkındayız “yalanı yaşamak”ta üstümüze yok. Mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle insanoğlu’na nedamet diliyorum. Tanrı hepimizin günahlarını affetsin. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpüyor, tüm dostlara sağlıklı, huzurlu, mutlu bayramlar diliyorum………
İYİ HAFTALAR (33)
Yazan: Cem Davran Tarih: 23.11.2009,Pazartesiİstanbul güneşli sisli yoluna devam ediyor. Yurdun bazı bölgelerinden yoğun kar haberleri gelmeye başladı, biz burada hala hangi iklimdeyiz karar veremiyoruz. Hava durumu ile hayat durumumuz birbirine benziyor galiba. Yarın Öğretmenler Günü. Şimdiden tüm Öğretmenlere saygılarımızı, sevgilerimizi sunalım. “Sen bir ana, sen bir baba, her şey oldun artık bana” tekerlemesine girmeden, hayatı adımladığımız ilk günlerin sessiz kahramanlarının ellerinden öpüyorum. Bu hafta diğerlerinden çok daha güzel, çok daha mutlu olsun. Güne uyanmanın coşkusunu hiç yitirmeyin ve kendinizi daha fazla önemseyin. Bilgece, çocukça, heyecanla. Usanmadan, bıkmadan iyi haftalar dostlar, iyi haftalar……….
İYİ HAFTALAR (32)
Yazan: Cem Davran Tarih: 17.11.2009,SalıGeç vakitte, Pazartesi’nin Salı’ya bağlandığı sıralarda yazılan bu satırlarla ve tabii ki yine bir İstanbul fotoğrafıyla merhaba. Geçen haftanın bende bıraktıklarını şöyle bir dökeyim ortaya, derhal dalacağım uykuya. Bayılırım gece yaşamaya da sabah işim var. Çocukluktan kalma bir vücut ritmi aslında. Senelerce geç vakitlere kadar çalışan bir bünyenin alışkanlığı. Öte yandan gecenin büyülü bir sessizliği, insanı içine çeken bir tarafı var. Neyse bunu başka zaman konuşuruz, gelelim geçen haftanın tortularına. Önce şu basket maçında yaşananlarla ilgili birşeyler söylemek istiyorum. Biz ne zaman uygar bir toplum olacağız allah aşkına? Hangi takımın sahasında olursa olsun fark etmez. Sürekli artan bir şiddet ortalıkta. Bizim statta olmuyor falan yok, her yerde oluyor. Babasıyla maça gelen küçük çocuğun üzerindeki forma çıkartılıyor ve hatta baba oğul dışarı çıkıyor. Neymiş efendim F.B. formasıyla G.S. sahasına, G.S formasıyla F.B. sahasına gitmek tehlikeliymiş. Bu nasıl bir nefrettir anlamak mümkün değil. Sportif rekabeti keyifle yaşamak varken bu saçmalık neyin nesi? Çocuk formasıyla oturup maçı izlesin, eğlensin ne zararı var. Söze kim başlasa diğerini suçluyor. Bence herkes suçlu ve kesinlikle inanıyorum ki bu bir uygarlık sorunu. Diğer bir konu da siyasi ortamın göbeğinde tanık olduğumuz saçmalıklar. Detaylarına girmeyeceğim çünkü dönüp dolaşıp yine aynı şeyleri tekrarlayacağız. Bir de işin doğrusu siyaseti hiç sevmiyorum. Keyfimi kaçırıyor. Biraz ciddi bir hafta başlangıcı oldu ama merak etmeyin konuşacak, ilgi duyacak güzel şeyler de var. Mesela tiyatro. Kenter Tiyatrosu’nda “39. Basamak” oyununu izledim, çok beğendim, tavsiye ederim. Umarım bu hafta hayatınızın en güzel haftalarından biri olur. Sevgiyle ve muhabbetle iyi haftalar dostlar, iyi haftalar…….
*** Fotoğraf İ.B.Belediyesi internet sitesinden alınmıştır…







