Bu yazı 23.11.2009,Pazartesi günü 12:19 YAZILAR kategorisinde yayınlandı. Bu yazı için yorum bırakabilir, ve bu yazı ile ilgili herşeyi buradan takip edebilirsiniz: RSS 2.0.

İYİ HAFTALAR (33)
İstanbul güneşli sisli yoluna devam ediyor. Yurdun bazı bölgelerinden yoğun kar haberleri gelmeye başladı, biz burada hala hangi iklimdeyiz karar veremiyoruz. Hava durumu ile hayat durumumuz birbirine benziyor galiba. Yarın Öğretmenler Günü. Şimdiden tüm Öğretmenlere saygılarımızı, sevgilerimizi sunalım. “Sen bir ana, sen bir baba, her şey oldun artık bana” tekerlemesine girmeden, hayatı adımladığımız ilk günlerin sessiz kahramanlarının ellerinden öpüyorum. Bu hafta diğerlerinden çok daha güzel, çok daha mutlu olsun. Güne uyanmanın coşkusunu hiç yitirmeyin ve kendinizi daha fazla önemseyin. Bilgece, çocukça, heyecanla. Usanmadan, bıkmadan iyi haftalar dostlar, iyi haftalar……….
“ İYİ HAFTALAR (33)” için 5 Yorum
Yorum alanı




23 Kasım 2009 , 14:09
…Eskici…
Kaybolmuş bir kentin eskicisiydi
Makineleşmeye karşı duyguları topluyordu
Kaybolmuş bu kentin sokaklarında
Torbasında umut torbasında insana dair ne varsa
Yalnız değilsin eskici
Bir sabah güneş doğar
Sevgiden tuğlalarla
Yeniden kurarız bu kenti
Bu kent yorgun düşmüş bunca acıya
Yeni bir güne başlıyor umarsızca
Bir tek eskici düşmüş yollara
Torbasında umut torbasında insana dair ne varsa.
İyi haftalar mutlu güzel yarınlar…
23 Kasım 2009 , 14:37
Günaydın Cem Kardeş,size ve bütün site okur-yazarlarına iyi haftalar…
Size biraz sitemim olacak.Pazartesi günleri,hatta bazen salı ve çarşambaya sarkan “haftalık hava ve yol durumu” şeklindeki bildiriniz olmasa,sesinizi duyamıyoruz.Filmin telaşını atlattığınıza göre,nasıl bir koşturmada,nasıl yoğun çalışmalarda olduğunuzu merak etmeye başladık.Neler yapıyorsunuz?Hani güzel güzel yazılarınız,açmanızı beklediğiimiz konu başlıkları,bizi alıştırıp alıştırıp müdavimi yaptığınız,bazen muhabbetli,bazen kavgalı yorumlar….Valla eski günleri arar olduk.”Aman Ayşe abla,sen de yaşına başına bakmadan ne diyorsun yaaa” diyebilirsin ama ben sizin içinizde gençleşiyordum be kardeş…Hadi biraz sen de silkin ve kendine gel.Bak havalar iyi gidiyor,İstanbul’u bu aralar sel basmadı,politika bundan fazla kızışamaz,GDO lu gıdalarda Hükümet geri adım attı,domuz gribi ve aşısı hakkında vatandaş kendikendine karar verebilmek bilincine erişti,Onur Öymen”ben öyle demek istemedim”diyor,maçlarda yüzlerce kamera sahalarda hizmet verecek,fanatikler hemencecik yakalanıp”bir daha maç izlememe cezası”alacaklar,hatta tribünlerde taraftarlar birbirlerine küfür yerine öpücük göndermeye bile başlıyabilirler,bayram tatilinde seyahat edenler yollarda çok dikkatli olmaya kararlı ve gayretliler,Eeeeee,daha ne istiyorsunuz,ne var bu kadar can sıkacak?….Herşey güllük gülistanlık be kardeş,Hadi sitemizi biraz canlandıralım.
Yeniden iyi,sağlıklı,güzelliklerle geçecek haftalar..
Bu arada ben ilk okul öğretmenimi pek hayırla anmasam da,yine de emeği geçen diger öğretmenlerimin ellerinden saygı ile öpüyorum…
23 Kasım 2009 , 16:15
ÖĞRETMEN denilince, hep aklımın köşesinde olan
İlkokul öğretmenim Neriman Ertem ve İdris Ballıca,
Orta okul öğretmenlerim, Ayfer Hanım, Efser hanım, Enise Korkmaz, Goril Muammer, Deli Nuro, Allaha yanbakan, Herkül İbrahim,
Lise öğretmenlerim,Poto Mürvet, Nevzat Civelek, Efe Coşkun, Şeker İbo
adlarını anmadan geçemezdim. Tiyatro ve sinema öğretmenlerimide listeye katarak, ben de sessiz kahramanların ellerinden öpüyorum.
Herkese sevgiler selamlar.
24 Kasım 2009 , 00:45
DURAKSAYANA
Diyorsun ki,
davamıza hayrı yok bu gidişin.
Karanlık gitgide, diyorsun, derinleşiyor.
Güçler azalıyor, diyorsun, gitgide.
Bunca yıl, diyorsun, çalış çabala,
sonunda ilk günden daha güç bir duruma düş.
Oysa işte düşman her zamankinden daha kuvvetli.
Yenilmez gibi de görünür.
Biz de hatalar yaptık, bu inkar edilmez.
Sayımız yavaş yavaş azalmada.
Sloganlarımız orda burda dağınık.
Düşman sözcüklerimizin bir kesimini çarpıttı.
Bugüne dek söylediklerimizden hangisi yanlış şimdi?
Bir kısmı mı, yoksa hepsi mi?
Güveneceğimiz kim var artık?
Arta kalanlar mıyız bizler
yaşayan bir ırmaktan fırlatılmış?
Geride mi kalacağız
kimseyi anlamadan ve hiç anlaşılmadan?
Yoksa şans mı gerek bize?
İşte senin sordukların bunlar.
Ama kimseden bir yanıt bekleme,
yanıtını da kendin ver.
Bertolt BRECHT
Çeviri : A. KADİR – Gülen AKTAŞ
İyi,sağlıklı,mutlu haftalar….
24 Kasım 2009 , 01:30
Ayşe abla biraz haklısın aslında. Can sıkkınlığı falan yok da hayat rüzgarları oradan oraya savuruyor insanı. Yeni projeler var tabii. Bazen bir cümle üzerine kocaman insanlar sabahı bulduğumuz oluyor. Bazen şu oluyor, bu oluyor derken önemli saydıklarımızı göz ardı ediyoruz. Bu site benim ilk göz ağrım. Samimi uyarını kesinlikle dikkate alacağım merak etme. Tüm dostlara tekrar iyi ve sağlıklı haftalar……..