NİYE ? May08

ETİKETLER

BENZER YAZILAR

YAZIYI PAYLAŞ

NİYE ?

ARSLAN KACAR
NİYE ?
Okan bir süre, Ayten’in gözlerinin içine baktı. Ayten, inadına gözlerini kaçırmadı. Okan, genzinin kurumuş soluğuyla “Kararlı mısın ?” diyebildi. Ayten, evet anlamında başını salladı. Elini uzatıp “Hoşça kal” dedi. Okan, inanmak istemedi. “Emin misin ?” diye üsteledi. Eli hava da kalan Ayten, dönüp yürüdü. Okan, arkasından baktı.
Ayten, kaldırım kenarına park edilmiş, beyaz otosuna yanında durdu. Kapısını açtı. Otoya binmeden, dönüp Okan’ya baktı. Okan, ağladı ağlayacak gibiydi. Ayten, otosuna bindi. Oto, usulca asfalt yola düştü. Okan, gözden yiten otoya bakıp kaldı. Sigara paketini çıkarttı. Tek kalan sigarasını yaktı. Derin bir nefes çekip, öfkeyle dumanını üfledi. Boş paketi, elinde sıkarak yürüdü. Sökün etti, anılar.
İlk karşılaşmaları. Tanışma süreci. Elele tutuşmaları sıcağı, yüreğini acıtarak esti. Niye’ler, beyninde voltadaydı. Beşiktaş’ın bağrına inen yokuş bitti. Uğur Mumcu Anıtı’nın önünde, bir süre kararsız durdu. Canhıraş kadın sesine döndü. Sakalları yüzünü gölgeleyen Genç, kolundan tuttuğu Kız’ı tartaklamaya çalışıyordu.
Kız, diklenip bağırıyordu. Genç, Kız’ın kolunu bırakıp, ağır adımlarla yürüyerek, kalabalığın arasına karıştı. Kız, öfkeli gözlerle, Genç’in arkasından baktı.
Birden, Okan’nın kendisine baktığını farketti. Okan utanıp, gözlerini kaçırdı.
Elinde sıkmaktan küçülen sigara paketini, çöp kutusuna attı. Kaldırım kenarında, birikenlerin arasına yürüdü. Yeşil ışıkla birlikte, karşı kaldırıma geçti. Aklında Ayten’le, Kabataş’a kadar yürüdü. Nereye gideceği şaşkınlığıyla, bakındı.
Niye’nin cevabını bulamamanın öfkesiyle, kendi kendine “Niye ?” diye mırıldandı. Motor iskelesine baktı. Aklından karşıya geçmek geçti, vazgeçti. Büfeye doğru yürüdü. Marka adını söyleyip, sigara aldı. Aceleci tavırla, paketi açıp sigara çıkartıp yaktı. Deniz kıyısına yakın banka yürüyüp, oturdu. Bir süre denize baktı. Deniz, Ayten gibi gülümsüyordu. Sigarasından derin bir nefes alıp, dumanın üfledi.
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN’ın, Ayten şiiri gelip oturdu aklına.
Ben bir Ayten’dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten’li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten’e beş var
Ya da Ayten’i beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz
Günlerden Aytenertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten’i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz Ayten’li iki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok
Ayten’i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben Ayten’i dü?ünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun…
Asma köprüyü geçen Ayten, beyaz otosunu Ankara yoluna vurdu. Ağır bir yükten kurtulmanın yorgunluğuyla, derin derin soluklandı. Otonun radyosunu açtı. Genç kadının şarkısı, otonun içine doldu.
SEVMEKTEN KİM USANIR
TADINA DOYUM OLMAZ
HANGİ GÖNÜL USLANDI AH
SEVENLE OYUN OLMAZ
Ayten, radyo kanalını değiştirdi. Şenşakrak darbuka solosu, otonun içine oturdu. Ayten’in direksiyondaki el parmakları, usul usul darbukanın ritmine tempo tutmaya başladı. Asfalt yolu açık görünce, gaza bastı. Beyaz oto, yaylanarak gözden yitip gitti.
Okan, düşmüştü bir kez, niye’leriyle Ayten labirentine.
Ümit Yaşar, mısralarıyla konukluğunu sürdürdü.
Ayten’i Markiz pastanesinde vurdular
Onu ben vurdum
Ayten kanlar içinde düştü yere
Bense ağlıyordum
Şimşek gibi loşluğunda Markizin
Bir usturaydı ellerimde parlayan
Vurdum ve baktım dağılmış yüzüne
Dedim; o da güzeldi bir zaman
Onun da gözleri vardı, dudakları vardı
Mermerler dile gelirdi konuşunca
Ya elleri her zaman duygulu, serin
Başım dönerdi ellerini tutunca
Önce bir garson gördü ikimizi
Sonra yabancı adamlar gördü, kadınlar gördü
Ayten’i hiç ayıplamadım
O anda kim olsa ölürdü
Renkli bir balon gibi sönüverdi
Koluna gömleğimin kanı damladı
O lekeden başka şimdi
Ayten’den eser kalmadı
Aldılar götürdüler beni
Bu cinayetin hesbını sordular
Dedim; Ayten’i ben vurmadım
Onu Markiz pastanesinde vurdular.
Okan, havanın kararmaya başladığıının farkına vardı. Cevap bulamadığı “Niye’yle” kalktı. Karşı kaldırıma geçip, geçen taksiye el etti. Taksi durdu. Okan, taksinin ön koltuğuna oturup,  “Fatih” dedi. Taksi, trafiğe karıştı.
Ayten, beyaz otosuyla konaklama yerine girdi. Otosunu park edip, indi. Birbirine karışan gürültü yumağıyla, tuvalet tarafına yürüdü.  Duvarları yeşile boyalı binanın merdivenlerini inip, kadınlar bölümüne girdi.
Okan, bodrum kattaki evinin kapısını açıp, loş salona girdi. Kapıyı kapatıp, elektrik düğmesine bastı. Az eşyalı salon,  aydınlandı. Buzdolabından rakıyla buz çıkarttı. Yıkanmış bulaşıkların içinden, ince uzun bardağı aldı. Bardağın yarısını rakı doldurup, iki tane buz parçası attı. Rakı, ince bir beyaz sisin sinsi büyümesiyle ağarmaya başladı. İlk yudumda, buz parçalarının şıkırtısıyla bardağı yarıladı. Televizyonu açtı. Bir süre, iç karartan haberlere baktı. Yatak odasına gidip, elinde renkli karton bir kutuyla salona döndü. Rakı bardağını alıp, kanapeye oturdu.
Karton kutuyu açıp, fotoğrafları çıkarttı. Ayten’li fotoğraf destesine tek tek baktı.
Buzları erimiş, rakı bardağını bir yudumda bitirdi. Şarkı mırıldanmaya başladı.
Elele tutuşup gezdiğim anı
Unutursun diye çok korkuyorum
Yeni bir sevgili bulunca beni
Unutursun diye çok korkuyorum
Elindeki fotoğraf destesini savurdu. Salonun içi, Ayten’in yüzüyle doldu.
Kalkıp tuvalete yürüdü. Işığını yakıp, girdi.Klozete uzun uzun işedi. Ayna da yüzünü farketti. Ölümün sararmışlığıyla yüzleşti sanki. Aynanın önünde duran, iri cam bardağın içindeki usturaya baktı. Aynadaki sararmış yüzünde, iştah ışıdı. 6.Mayıs.2010