ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ
2001 yılında yazdığım ve yine Esquire dergisinde yayınlanan bir yazı. Çok etkilendiğim Ölü Ozanlar Derneği filmine gönderme yaparak, kendi ilk gençliğimizden bahsetmiş ve seksenli yıllarda yazdığım üç şiiri okuyucuyla paylaşmıştım. Eski defterleri karıştırırken gözüme ilişti. Kabul buyurunuz…
ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ
Yıllar önce izlediğimiz bu filmi hatırlıyoruz değil mi? Belki de çoğumuz bir kaç kez izledik. Mesela ben dört kez izledim ayrıca türkçe seslendirmesinde, başrolde oynayan öğrencilerden birini konuştum. Amacım çok beğendiğim bir film hakkında konuşmak değil aslında. Sadece ilk gençlik yıllarımda yaşadıklarımı düşününce aklıma hep bu film ve yazdığımız, okuduğumuz şiirler geliyor. Neredeyse her anımız şiir yazarak, şiir konuşarak geçerdi. Günlerce duygularımızı anlatacak en uygun kelimeyi bulamaz, sağa sola yarım yamalak cümleler yazardık. Sonra birimiz öylesine bir laf eder ve bilmeden herşeyin cevabını verirdi. Sevdaların, ölümün, acıların, yaşamın, yıllar sonra başımıza gelebileceklerin bir bir hesabını görürdük. Başta Orhan Veli bir çok şair, Ölü Ozanlar Derneği’ne uğramadan gitmezlerdi sonsuzluktaki evlerine. O zamanlar böyle söylerdik. Hepsinin sonsuzlukta evleri vardı. Onlar çekilince sessizliğe, biz başlardık gün ağırıncaya dek. O günlerden yüzlerce şiir var çalışma masamın ilk çekmecesinde. Sizler için belki de kendim için üç tanesini özgür bırakıyorum, tüm Ölü Ozanlar’ın affına sığınarak.
GENÇLER
Söyleyince uçan kuşun nağmelerinden,
Akşamları,
Belki daha da geç.
Özleyeceğiz geçmişi.
Sonrası mı diyeceğiz,
Ne önemi var.
Bak ne yıllar geçti.
Sabırsızdık o zamanlar.
Beklemeyi bile unuttuk.
Saçlarımız dökülmese de
Yaşlandığımızı hissediyoruz.
Kaldı mı suratımızda,
Şu kadarcık yaşam?
Beynimize işlemiş zaman.
Sadece çocuklarımıza anlatacak
Bir hikaye kalacak ardından.
Bir de bizler.
O pırıl pırıl,
Genç bizler………………………………13 ŞUBAT 1985
MİSAFİR
Sona erdi muhabbet.
Diller tutuk, gözler solgun.
Bakışlarda anlam,
Susuşlarda ses yok.
Zamanı geldi galiba.
Gitme, ayrılma zamanı.
Misafir acizliğiyle,
Dönme zamanı.
Nereye ve niye?
Hangi zaman
Ki o zaman diyelim.
El sallamak çözümse,
Fazla ağlamaklı olmaz mı,
Sırtı dönük?
Ya o eski muhabbet?
Beklemek bile umut.
Tutuk diller, solgun gözler,
Anlamsız bakışlar, susmuş sesler için,
Bir mutlu dilek.
Ne olurdu,
Geri dönsek
Ve hiç bitmesek……………….13 ŞUBAT 1987
SENİNDİR YOKTUR
Dizlerinin üzerinde,
Sinsi sinsi dalarsın düşünmeye.
Elini uzatırsın,
Dokunmak istersin,
Göremediklerine.
Bilirsin ki,
O senindir ve artık yoktur.
Pencerenin dışında,
Bir çığlık duyarsın.
Kulak verirsin usulca.
Çocukluğun aklına gelir,
Tam o sırada.
Bilirsin ki
O senindir ve artık yoktur.
Uzak imajlar bulursun kafanda,
Romanlardan esinlenip.
Dalga dalga üzerine gelir anılar.
İradesizliğinle boy ölçüşürsün.
Dahası da olur,
Ağlarsın.
Nerede o eski gözyaşları,
Şimdikiler bir gariptir.
Yine dizlerinin üzerinde,
Öğüt verirsin kendine.
Çaresi yoktur,
Zamana laf geçmez.
Sonu ise hiç yoktur.
Bilinmez yerlere koşarsın.
Yorulmak ötede bir yerdedir
Ama çok uzaktadır.
Bir sınırdır karşındaki,
Atlar geçersin.
İşte o zaman geride kalır,
Bir önceki adımın.
Bilirsin ki
O senindir ve artık yoktur…………………7 EYLÜL 1988
Çok daha eskileri var aslında bu acemi şiirlerin. Yolun başından kalma ve utangaç bir o kadar. İşin doğrusu onlara kıyamadım. Uzun süredir büyük sarı bir zarfın içinde tıka basa duruyorlar. Belki bir gün onları da özgür bırakırım usulca. Bir de yazılı olmayanlar var boşlukta. Onları hiç sormayın. Nerede olduklarını ben de bilmiyorum aslında.
Belki de
Ölü Ozanlar’la
Birlikte
Sonsuzlukta………………………………………………………
CEM DAVRAN 08 ŞUBAT 2001







Bu güzel dizeleri yazan Cem Davran’ın da eline geliveren her bir şiiri çekmeceden çıkarıp azat etmesi ne güzel olurdu.Ölü ozanlar dernegine en uzak zamanlarda katılmasını,yaşadıkça çok güzel şiirler ve yazılar yazmasını diliyorum.
Sağolun, varolun Ayşe Lale hanım. Popüler kimlik insanın en önemli özelliklerini saklıyormuş meğer. Ben kendimi bildim bileli yazarım. Hesapsız, öylesine, canım istediği için. Şimdi de paylaşmaktan keyif alıyorum. Bazen trajik, bazen komik. Tıpkı hayat gibi traji-komik.
Cem Bey inanılmazsınız !!! Başka söze hacet yok .. Bahsettiğiniz filmi hiç izlemedim en kısa zamanda temin edip izlemek isterim..
Cem abi ben filmi izlemedim ama kitabını okumuştum.Çok güzeldi gerçekten.Filmin dublajında da yer almışsınız.Dublaja devam ediyorsunuz di mi?Çok zevkli bir iş olmalı.En azından bana öyle görünüyor
Niray kardeşim; yaklaşık yirmi yıl sürekli dublaj yaptım. Şimdilerde sadece reklam filmi seslendirmesi yapıyorum arada sırada. Dediğin gibi keyiflidir ama zor bir iştir.
SENİNDİR YOKTUR adlı şiirinizle, mazinin renk cümbüşünün içinde hücrelerine kadar benim olup da bugün dokunamadığım bir yığın tablo çizdiniz gözümün önüne..Acemi şiirlerim diyorsunuzya, şiiri özgün kılan öylesine yazışlar ve o tatlı acemiliklerdir bence..