SEVGİLİ SEYİRCİLER Ara25

ETİKETLER

BENZER YAZILAR

YAZIYI PAYLAŞ

SEVGİLİ SEYİRCİLER

Yaklaşık dokuz yıl tiyatro’ya ara verdikten sonra tekrar yuvama döndüm biliyorsunuz. Şimdi sizlere hem sahne önünde hem de arkasında neler değişmiş biraz anlatmak istiyorum. Hangi eğitimden gelirseniz gelin tiyatro’nun kendine özgü bir iç disiplini, daha doğrusu olmazsa olmazları vardır. Evet, çok eski bir sanat dalıdır, kimileri arkaik sanat diye bahseder ama insanoğlu tiyatro’nun yerine daha iyisini, daha etkilisini henüz bulamamıştır, bana kalırsa asla bulamayacaktır. Bu giriş cümlelerini sıradan tiyatro tariflerini konuşmak için kurmadım, aksine tüm sanat disiplinlerini içinde barındıran bir ana sanat dalına belki de haksızlık yapıyorum bu acemi satırlarla. Yukarıdaki fotoğraf oynadığımız bir oyunda sofita’dan çekildi. (Sofita….kısaca, sahnenin üst boşluğu) Biz ekip olarak saatler öncesinden salona gelir, aksesuarlarımızı, kulisimizi kontrol ederiz. Oyun sonunda herkes mutlaka kendi kostümünü dikkatlice toparlar, asar. Teknik arkadaşlarla oyun öncesi konuşmalar yapılır. Oyunun başlamasına bir saat kala, sahnenin önüne, arkasına görevliler dışında kimse girmez. Salona ilk seyirci girdiği an oyunu başlamış kabul ederiz. Oynadığımız çeşitli mekanlarda tiyatro adabına uymayan davranışlar gördüğümüzde, mutlaka uyarır, hatırlatırız. Bilmiyor varsayarak öğretmeye çalışırız. Fakat üzülerek söylüyorum, bir iki yer hariç her tarafta bu söylediklerime kimsenin aldırdığı yok. Salonda seyirci var, birazdan oyun başlayacak, görevlilerden biri sahneden, dekorun içinden yürüyerek kulise geliyor. Oyun öncesi, sonrası, kulisler yol geçen hanı. Kabaca anlattım ve bu kısmını fazla uzatmayacağım çünkü hala seyircilere gelemedim. Oyun başlamadan önce Erkan Can’ın sesiyle anons yapılıyor. Sevgili seyirciler, her türlü öten cihazınızı kapattınız mı? Sonucu tahmin ettiniz mi? Hem anonslarla, hem de duvar yazılarıyla söyleniyor. Oyun sırasında fotoğraf çekmeyiniz, video kayıt yapmayınız. Ne yazık ki tüm oyun boyunca flaşla fotoğraf çekiliyor, video kayıt cihazlarının kırmızı ışıkları yanıyor, telefonlar çalıyor. Bazı oyunlarda laf arasına sıkıştırıp söylüyorum, ona rağmen şakur şukur fotoğraf çekimleri devam ediyor. Oyun çıkışında biraz bekleseniz, her isteyenle birlikte fotoğraf çektiriyoruz. Daha da önemlisi keyifle oyun izleyen diğerlerine de haksızlık yapılıyor. Geçenlerde bir beyefendi en önde oturup yüzlerce fotoğraf çekti. Ayakta dolananları, kafasına göre girip çıkanları ve yaşadığımız onlarca manasızlığı anlatamam. Bazı yerlerde protokolün önüne sehpalar, üstüne sular, çaylar, şekerler koyulmuş görüyoruz, hemen kaldırtıyoruz. Kimseyi üzmek istemem ama manzara bu. Tabii bu arada binlerce seyircimiz, büyük bir özenle salona gelip, bizimle iki saatini paylaşıyor. Onlara sonsuz teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Söylediklerim antipatik gelebilir ama halk yalakalığı yapmak istemem, yalan söylemek hiç istemem. Özellikle Anadolu’da tiyatro da kültürü de kalmamış gibi. Yönetenlerin dikkatine diyeceğim ama kime söylüyorum. Negatif bir yazı olarak algılamayın ne olur, bilenler bilir ben her türlü olumsuzluğun içinden güzel şeyler bulup çıkarır, düzeltmek için de çaba sarfederim. Fotoğrafta, sofita’dan kuş bakışı gördüğünüz ufacık aktör, hayatta en çok sevdiği şeyi önemsiyor, başka da birşey bilmiyor. Hala çıraklık ediyor, öğreniyor ve ustalarından çekiniyor. Salonda tek kişi bile olsa, onun için oynamak hem de en iyisini oynamak boynumuzun borcu. Gelin hep birlikte çağın getirdiklerini yakalayalım ama bu arada bizi biz eden geleneklerimizi de saklayalım. Sonsuz sevgi ve saygılarımla…………………………

ÇIRAK…………..

***Fotoğraf……….Tuğçe Kıltaç