SİNOP, ÖZGÜRLÜK VE SABAHATTİN ALİ May04

ETİKETLER

BENZER YAZILAR

YAZIYI PAYLAŞ

SİNOP, ÖZGÜRLÜK VE SABAHATTİN ALİ

Birkaç günlüğüne Sinop’a gittim. Küçük oğlum Ali’nin Beşiktaş formasıyla oynadığı Türkiye finallerindeki maçları izlemek için. Aklımda, ruhumda kalanları paylaşayım ki tarihe acemice not düşmüş olayım. Bu güzel toprakların en cazip, en huzurlu, en çağdaş şehirlerinden biri Sinop. Sokaklarında, sahillerinde dolaşınca, devletin Sinop’a nasıl üvey evlat muamelesi yaptığını rahatlıkla görebilirsiniz. Oysa her haliyle aydınlık bir yer Sinop ve kesinlikle koruyup kollanmayı hak ediyor. Laf olsun diye söylemiyorum, adımımı attığım andan itibaren beni en çok tetikleyen duygu özgürlük. Birkaç gün için kişisel tempomun dışına çıkmaktan mı ünlü Cezaevi’nden mi Hamsilos’tan mı İnceburun’dan mı bilmiyorum ama son yıllarda yaşadığım en özgür günlerdi. Son zamanlarda yaşananları da bilince Sinop Cezaevi’nde deli dalgalarla yarenlik eden, zulüme, susturulmaya, şiddete aldırma gönül diyebilen cesur yüreği, Sabahattin Ali’yi de anmadan geçmek olmazdı. Yazdıkları bu gün bile ruhumuza işleyen üstat belki de o dört duvar arasında hepimizden daha özgürdü. Öyle ya ” görmek istersen denizi, yukarıya çevir yüzü. deniz gibidir gökyüzü, aldırma gönül aldırma” diyebilen bir ruhu kim hapsedebilir ki? Gelelim Termik ve Nükleer muhabbete! Bu şehire yapılacak en güzel şey böyle spor organizasyonları, sanat-kültür festivalleri. Santraller bölgesi fikri tam bir katliam olur. Muhteşem bir doğa ve misafirperver Sinop halkının benzeri yatırımlarla Avrupa’nın gözbebeği olacağına hiç kuşkum yok. Birkaç cümle de Basketbol’a ayırmam gerek. Oğlum sayesinde epeyce ilgilenmek durumunda kaldığım bu spor dalı kesinlikle medeni bir ülkenin olmazsa olmazlarından. İnsan kalitesi ve paylaşım açısından özellikle gençler için son derece önemli. Bu sebeple Basketbol Federasyonu’nu tebrik ediyorum. Yüzlerce çocuk-genç-yetişkin bir hafta boyunca Sinop’la kaynaştı, yarıştı, mücadele etti. Bir koca parantez de Beşiktaş’a. Bana göre turnuvanın en renkli, en dikkat çekici takımıydı. Ülkenin en eski spor kulübüne yakışır şekilde bu güzel organizasyona değer kattı. Çocuklarımızı uçakla getirip götüren, en güzel tesiste konaklatan, sportif başarının yanında bu pırıl pırıl çocukların bireysel gelişimleriyle de yakından ilgilenen Beşiktaş’a, sonsuz teşekkürler. Basketbol tabiriyle Beşiktaş Staff’ı ve yöneticileri sağolun. Şimdi de işin dedikodu kısmına geçeyim. Sinop’taki son gecemde tüm veliler hep birlikte önce Beyaz Ev’de harika bir yemek yedik eğlendik, çıkışta takımın kaldığı otelin önünde tam bir taraftar gibi tezahürat yaptık ve sonra Arma isimli mekana gittik. Harika ağırlandığımız bu mekanda bendeniz saatlerce sahneden inmedim ve bütün istek parçalarını elimden geldiği kadar söylemeye çalıştım. Böylece ilk halk konserimi de gerçekleştirmiş oldum. Ayrılırken hepbir ağızdan söylediğimiz şarkıyı tahmin ettiniz değil mi? Umarım Özgür Sinop önümüzdeki yıllarda dalgaların sesiyle gönül duvarlarını fetheder ve yaşamın potasına en güzel üçlüğünü atar.